15 Ocak 2014

Ben yazdım, ben yazdım:-)





Yazmak, kendimi ifade edebilmemin en güvenilir yolu. Konuşmaktansa yazmak.
İnsanlar konuşa konuşa, Nuraylar yazışa yazışa:-)
Telefonla aramaktansa mesaj yazmayı tercih edenlerdenim.
Konuşarak çözülmeyen sorunları mail yoluyla çözmeye çalışanlardanım. Tamam, konuşurken, ses, mimik, jest, vücut dili destek kuvvettir fakat karşılıklı kendini savunmaya çalışırken, birbirinin sözünü kesiverirken, söyleyeceğini unutmuşken, tam olarak kendini anlatamayabiliyor insan.

Yazarken bir yazıp bin düşünebiliriz. Laf ağızdan bir kere çıkmaz. Elli kere form değiştirerek, ekleyerek, çıkartarak diyebiliriz lafımızı.
Öfkeyle yazmıyorsak; yumuşak yumuşak, empatiyle, anlayarak; gerçekten ne dediğini acele etmeden, düşünerek tane tane yazarak kendini anlatmak, doğru iletişim için iyi bir yol bana göre.
Yazmayan, konuşmayı tercih edenler var.
Bu da onların doğru yolu.

Yazmayısevengiller familyasından biri olarak bu blogu vücuda getirmek, hayatla iletişmek için de iyi bir yoldu.
Başımıza ne gelmiş, eşim dostum nelerden geçmiş, o, bu, şu niye öyle diyor, neden öyle davranıp düşünüyor; böyle olsa ne olur, olmazsa ne olur, diye bir dolu soru, konu doluşturdum bu bloga.
Gözü yaşlı yazılar dışında yazmak hep mutlu etti. Aslında onlar da içimdeki kederi, zehri gözümden akıtmak için yol oldular bana.
Evet, onları yazmak da iyi geldi.

Sonra... Kelimelerimin bir kitaba doluşması gerektiğini duyar oldum beni okuyanlardan.
Yazdıklarım baş uçlarında dursunmuş, hepsini bir arada ellerinde görmek isterlermiş. Duymak hep mutlu etti ama bu hep onlar için bir istekti, benim için bir hayal.
Gerçekleştirilebilir ama zamana yayılıp bekletilen, gerçek olsun diye çok da çabalanmayan bir hayal.
Hayalim doğum günümde hediye edilene kadar öyleydi en azından...

Nasıl, ne zaman bastırabilirim dediğim yazılarım, arkadaşımın sevgili çabalarıyla beni çooook mutlu etsin, sevinçten ağlatsın diye bir kitaba dönüştü.

Fitil ateşlendi. Hayal, gerçeğin yollarına düştü. :-)
Sıra, blog yazılarımı okumaya, seçmeye ve düzenlemeye geldi.
Kitapta olsun dediğim yazılarımı topladım verdim matbaaya.
Sıra sıra, inci inci dizilip geldiler elime:-)

Profesyonel değil, iddialı hiç değil, sadece tarihin tozlu raflarında yerini alsın, bu dünyadan geçtiğimi sevdiğime, sevenime hatırlatsın, kalplerinin bir köşesinde yazılı olarak durayım diye yapılmış bir iş bu.

Yazı başlığım şımarık, yaramaz, içten bir bildiri.
Bilin diye sadece.

İçten falan ama havalara girip imza günü bile yaptım:-)
Beni okumak isteyenlere ulaşmamın yolu buydu. Çünkü kitap yayın evi çıkışlı değil. Yazmak ve paylaşmak keyifti, zevkti, heyecandı benim için. Ama bir kitabı bastırmak, basım sürecindeki koşturmalar, bandrol, reklam, yayın evi vs. bunlarla uğraşmak zor geldi. Bu yüzden kendim bastırdım. Yani bütün müzik marketlerde ve D&R'larda bulamayacaksınız:-)
İlk imza günüme gelemeyenler için bir kere daha toplanacağız. Toplandığımız yerde bulunur diye düşünüyorum:-)
Havam bitmedi, kalanı bir dahaki sefere:-)
Havam batsın ayrıca:-p

İşte böyleyken böyle:-)
Yani, evet:
Ben yazdım, ben yazdım! :-)





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...