Duymuşsunuzdur.
Röportajlar yapıldı, ünlülerin bu çiftliğin müdavimi oldukları fısıldandı orada burada..
Ben de duymuştum ama doğrusu hiç ilgilenmemiştim.
Çiftlikten alışveriş yapan ablamın anlattıklarından sonra sitesini inceledim.
Mail gönderdim, ürün listesini ve fiyatlarını istedim. Pınar Hanım listeyi gönderdi. Seçimimi yaptım. Heyecanla ürünleri tatmayı bekliyorum.
Yorumlar harika, çok beğeniliyor ve çok talep görüyor zaten.
İş adamları, bürokratlar, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, doktorlar, gurmeler ve en önemlisi anneler daimi müşterileri. Zaten, anneler beğeniyorsa tamamdır, diyor Pınar Hanım.
Sitesini ziyaret ettim. Yazdıklarını okudum, fotoğraflarına baktım...
İçim yıkandı; samimiyetiyle, doğallığıyla, hem kendilerinin hem yaptığı işin saflığıyla.
İnsan bazen inanmak istiyor. Katıksız inanç duymak istiyor birilerine.
İnanmayı denese bile ya hüsrana uğruyor, ya sağdan soldan birileri tarafından fikri, içi bulandırılıyor. "Yok canım sen bakma, aslında o öyle değildir, böyledir."
Çok biliyorlar ya!
Ben Pınar Hanım'a, birlikte çalıştığı güzelim köylü kadınlarına ve ürettikleri her bir ürüne güvenmeyi ve inanmayı seçiyorum.
Parayı amaç edinmeden, alavere dalaveresiz, saf ve temiz niyetle yapılan her iş başımın tacı. Yapanlar da.
Elbette ki para kazanılacak, emek veriliyor ama burada amaç değil para. Çiftliğin devamı için araç. Gerçi ihtiyacı yok ama sonuçta emek karşılık bulmak zorunda.
Zaten yaptığı işi ticaret olarak nitelendirmiyor.
Üretmek onun için hobi. Önce kızını sağlıklı besleyebilmek için, sonra ürettiklerini herkesin tatması için çıkılan bir yol.
Yaptığı işten ziyade, işi yapış şeklini sevdim. Parayı değil, yaptıklarının beğeniliyor olmasının hazzını öncelikli alıyor olmasını sevdim.
Aslında oldukça profesyonel bir iş ama amatör ruhla yapılıyor.
Amatör insanlarla. Köyün kadınlarıyla çalışıyor. Ekme, biçme, toplama, pişirme, paketleme, gönderme hepsinde onların el emeği, desteği, güler yüzü, gönlü var.
İpek, Pınar Hanım'ın güzel kızı. Çiftliğe adı verilmiş.
Yıllar önce ani bir kararla İstanbul'un keşmekeşine veda edip bir kalemde silmiş büyük şehri.
Önce Kuşadası, sonra Nazilli'de geçen birkaç yıl, kendi işlettiği bir su fabrikasını devrediş ve -oradan kazanılan- ömrünün sonuna kadar yetecek para ve bu çiftliği kurma fikri.
Önce anne tarafından kalan araziye bir taş ev inşa ettiriyor.

Sonra toprağı işlemeye başlıyor ufak ufak. Birkaç tavuk, horoz, inek ve bereketli topraklar.
Önce sağlıklı beslenme fikriyle kendileri için sebze meyve yetiştiriyorlar. Zaman geçtikçe iş sebze meyveden çıkıyor, yetirtirdikleri tavukların yumurtaları, ineklerinin sütleri, peynir, evde yapılan ekmekler, bağdan toplanan üzümler, zeytinler vs derken, ürettikleri ve yetiştirdikleri artık kendilerine bile fazla gelmeye başlıyor. Eşe dosta dağıtıyorlar. Eş dost da her defasında para ödemeden almaktan rahatsızlık duyarak, neden satmıyorsun bunları, diye fikir veriyorlar.
İpek Hanım'ın Çiftliği bu noktadan sonra hayata geçiyor.
Yaptığı iş ticaret değil. Boş duramadığı için üretmeyi seçiyor.
Sattığı ürünler organik ürün etiketi taşımıyor. Zaten bu kelimeyi sevmiyor da. Bu konuda düşündükleri, organik tarıma bakışı, kendi sistemi vs. hepsini sitesinde bulabilirsiniz.
Pınar Hanım'ın tavukları yaşlanarak ölüyorlar. Asla kıyamıyor onlara. Onlar da bu sevgiye karşılık, folluk dışında; ayakkabı içlerine, oraya buraya yumurtlayıveriyorlar:-) Tadanlara göre çok da iyi iş çıkarıyor tavukcuklar:-) Kokusu, tadı nefis.
Ürünlerinin hiç birinde kimyasal katkı yok. Hepsi doğal, kaynağından, dalından, birinci elden.
Siz bugün istiyorsunuz, gidip daldan toplayıp paket yapıp gönderiyorlar. Ertesi gün elinizde oluyor.O kadar taze.
Önce maille İpek Hanım'dan ürün listesi istiyorsunuz.
Liste oldukça kalabalık.
Köy ekmeği, tarhana, reçel, bal, pekmez, yumurta, baklagiller, erişte, sebze, meyve, çeşitli otlar, zeytin, peynir, sabun, bitkisel çaylar, börek, kek, ne ararsanız var.
Belli dönemlerde üretilenler ayrıca belirtiliyor. Fiyatlarıyla birlikte size göndereceği listeden istediklerinizi seçip siparişinizi yapıyorsunuz.
Siparişleriniz köyün kadınları tarafından özenle paketleniyor. Kargoyla gönderiliyor.
Ödemeyi ürünleri aldıktan sonra "size uygun" bir zamanda yapıyorsunuz. Katıksız iyi niyetle yapılıyor bu iş. Malum, parayı almadan hiçbir ürün teslimi yapılmayan bir sistem işliyor dünyada.
Dahası var, eğer beğenmiyorsanız ödeme yapmıyorsunuz!
Çiftliğin kuruluş hikayesi, fotoğraflar, yemek tarifleri, iletişim ve sipariş bilgileri sitesinde:
İpek Hanım Çiftliği
Ticari kaygı olmadığı için ürünler" gerçekten" yüzde yüz doğal.