İlkokuldayken mevsimleri öğretirlerdi ya...
İlkbahar, yaz, sonbahar, kış.
Resimlerle anlatırlar bir de...
Kalbim ilkbaharda kaldı benim.
Yaz sıcaktı, çok sıcaktı. Bunalttı. Yere göğe sığamaz olduk sıcaktan. Nefes aldırmadı.
Tek Bodrum'un serin denizini, tatlı tatlı esen rüzgarını sevdim bu yaz.
Tiril tiril giyindiğimiz için yazı da seviyorum ama çok sıcak herkes gibi beni de bıktırdı.
Sonbaharın ikinci ayına girdik. Karanlık, yağmurlu, hüzünlü günler...
Ruhuma hiç de iyi gelmeyen, beni içime, kabuğuma kaçıran serin, soğuk, çamurlu, isli puslu günler...
Kış yakın. Kat kat giyinilecek yine. Çizmeler, botlar, atkılar, şapkalar, eldivenler, kabanlar.
Ne kadar giyinirsem giyineyim burnum, ellerim ve ayaklarım donacak yine.
Onca şeyi giyinip sokağa çıkmak zul gelecek hep.
Oysa bahar, yaz ne güzel..
İncecik elbiseler, hadi yanına incecik bir hırka...
Güneş, ışık, aydınlık, tatlı ılık esinti...
Kuşların neşeli sesleri, ağaçların, doğanın rengarenk çiçekli elbiseleri...
Kasvet bana göre değil.
Sever bazısı, hatta yağmur yağacak, gri hüzün çökecek şehre diye mutlu bile olurlar. Beklerler.
Benim baharım.
Benim bahar dallarım, çiçekli toprağım.
Benim ılık güneşim.
Buluşma bir sonraki bahara inşallah...
Sonbaharınız, kışınız güzel geçsin.
Güneşi bol, yağmuru, karı, soğuğu tadında olsun.
Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun:-)