07 Ekim 2018

Kimse Sarılmadı

                                    

Etrafınızda eşiniz, çocuklarınız, kardeşleriniz, dostlarınız, akrabalarınız olsa bile hiç yapayalnız hissettiğiniz oldu mu? Nokta kadar kalmış. Sevgisiz, bir başına. Tek ve tam ve en gerçek, en derin sevginin annenizin sevgisi olduğunu hissettiğiniz? Sevildiğinizi duysanız bile, o olmadığı için, artık kimsenin bir daha sizi onun gibi sevmeyeceğini bildiğiniz zamanlar oldu mu?

Anne olmadan bir çocuk nasıl sevilir bilmiyordum. Anne olduktan sonra bir anne nasıl sevilir anladım. Benim çocuklarıma sevgim annemin bana sevgisinin aynası. Şartsız, sözsüz, dilsiz, kalben, ruhen, limitsiz, bitimsiz.

Bir de, sizin de bazen kaçıp saklanmak istediğiniz anlarınız olur mu? Mutlu hissetmek için düşündüğünüz? Benim aklıma bir an geldi. Annem ve babamla bir akşam gezmesinden dönüyoruz. Kış. Ben 7 yaşında falanım. Annemle babam elimden tutmuş, ortalarında uçuruyorlar beni. Uçuyorum, yere konuyorum. Salıncaktakine benzer bir sevinç. Anne babamın eli elimde, güven, eğlence, mutluluk…

Küçük çocuğunuz varsa yapın bunu. Umarım hiç kaçıp saklanmaz bu anıya ama en azından mutlu edecek bir fotoğraf olur cebinde.

Benim babam da severdi beni. Küçükken boğazım çok sık iltihaplanırdı. Neden bilmem salatalık turşusu isterdim öyle samanlarda. Babam her hasta olduğumda gidip alırdı o turşudan.

Annem de boğazım şiş yiyemiyorum diye yumurtayı rafadan yapar, çay tabağına koyar, küçük küçük ekmek koyar, çay kaşığıyla yedirirdi bana.

Annem hastayken, gitmeden önce, artık iştahı kapanmışken, ben de ona çay tabağında karpuz, peynir ve ekmek koyar yedirirdim. Bir tek onları yer, sadece o kadar yerdi. 
Birbirimizi sevmiştik.
Anne çocuğunu sever, çocuk anne olunca annesini sever.
Anne gidince yapayalnız bir başına kalır. Kimse onun kadar sevemez. Kimseyi onun kadar sevemez.

Ben onun yanına gidinceye kadar, buradayken, annemi hep seveceğim. O da beni seviyordur mutlaka, gitse bile. 
Ama sarılmadı bana bugün.
Gittim yanına, başında durdum, taşına sarıldım. Ama kimse sarılmadı bana. Ne annem ne de babam.
İnşallah duymuşlardır geldiğimi, özlediğimi, sarıldığımı.

Kuşlar su içsin diye yaptırdığın suluklara su koydum.
Sevin diye.



7.10.2018
14.00
Ortaköy










16 Eylül 2018

Bu Kadın Bir Harika Dostum :-)


Uzun zamandır sağlıklı beslenmeyle ilgili okuyorum, araştırıyorum, öğrendiklerimi uygulamaya çalışıyorum.

Bir önceki yazıda Karatay beslenmesi hakkındaki araştırmalarımı ve neler yiyerek, nasıl kilo verdiğimi anlatmıştım. Aynı zamanda  Instagram'da motivasyon amaçlı karataykahvaltısı adıyla bir sayfa açtım, orada da sağlıklı kahvaltı örnekleri ile günlük paylaşımlar yapıyorum.

Bu süreçte Instagram'da sağlıklı beslenmeyle ilgili birçok sayfayı takip etmeye başladım. Karşıma öğrendiklerimin tam tersini anlatan diyetisyenler de çıktı, öğrendiklerimi ve daha fazlasını anlatan doktorlar da. O doktorlardan biri yazı başlığımdaki harika kadın.
Dr. Ayşegül Çoruhlu.
Zekası kendisine fazla gelenlerden. Okul hayatı boyunca kendi deyimiyle içe kapanık 'inek' bir öğrenciymiş.Bütün okullarını birincilikle bitirmiş. Mikrobiyolog olmuş, kesmemiş gitmiş Biyomedikal master'ı yapmış Hikayesini anlatıyor BURADA. Ben daha fazla anlatmayayım, kendisinden dinleyin.

Ayşegül Çoruhlu'yu ilk keşfettiğimde Youtube'dan videolarını izlemeye başladım. Genelde katıldığı programların videolarıydı bunlar. Çoğunda, o tatlı tatlı anlatırken en önemli yerinde sunucu sözünü keserek 'doğru anladım değil mi?' diye özet geçerken, söz karışıyor, zurnanın zırt dediği yeri öğrenemiyordum. İçimden hep diyordum: Keşke kamerayı koysa önüne, yumuşak yumuşak, sakin sakin, konu konu anlatıverse.
Ve evet, yaptı. Ne de iyi yaptı. :-)

Herkes anlatıyor ama kafamızda deli sorularla kalıyoruz bazen ya da tam olarak anlamadığımız için 'atın ölümü arpadan olsun' deyip yokuş aşağı gidiyoruz. Veremediğimiz kilolar, eklenen hastalıklarımız cabası..

Sakin ve yumuşak, diyorum çünkü öyle biri.  Şefkatli, sakin, sırf  öğrencisi anlasın diye bin kere tekrar edebilecek sabırlı bir öğretmen gibi. Ses tonu bile yumuşak. 
Şimdiye kadar duyduğunuz birçok tıbbi terimi, beslenme sağlık ilişkisini, hastalıkları öyle bir anlatıyor ki, içeride neler döndüğünden habersiz, beslendiğini sanan ama sadece karnını doyuran biz fanilere hayat öpücüğü veriyor :-)
Mesela ŞU videoda bağırsaklarımızın önemini, yediklerimizle bağırsaklarımıza iyilik ya da kötülüğü nasıl yapableceğimizi anlatıyor.
BURADA pankreasın nasıl önemli bir organ olduğunu, mideyi, sindirimi vs anlatıyor. Organlarımızı yormamak için neler yapmamız gerektiğinden bahsediyor.
Genel olarak hücresel bazda beslenmenin temel ilkelerini anlatıyor; Ne yiyelim, ne yemeyelim, ne yersek hücrede ne olur, sisteme geri dönüşü nasıl olur vs.
Yerseniz şu oluyor, yemezseniz bu oluyor diye anlatıp seçimi size bırakıyor. Eğer kitaplarını okur, videolarını izler, instagramdaki paylaşımlarını takip edip sağlıklı beslenmeyi içselleştirirseniz,  zaman içinde o kurabiyeye uzanan elinizi kendiniz kırasınız gelir. :-)  O kadar diyeyim.

Videoları ortalama 10 dakika sürüyor. Önerim, hepsini arka arkaya izlemenizdir.
Toplamda yanılmıyorsam şimdilik 6 videosu var kendi çektiği. Yenilerini merakla bekliyorum.
Katıldığı programların videolarını da bulabilirsiniz tabii. Ama önerim son çektiklerini izlemeniz.
Belki 1 saatinizi ayırarak neden o tatlıları, pasta börekleri yemekten kendinizi alıkoyamadığınızı ve neden  sebzelere, baharatlara, sağlıklı yağlara ve sağlıklı proteinlere daha yakın durmanız gerektiğini iyice anlayıp sağlıklı beslenmeye bir adım yaklaşacaksınız.

Ayrıca üç tane kitabı da var. Önce yazmış, şimdi anlatıyor.
Dr. Ayşegül Çoruhlu'nun Instagram hesabını da takip edebilirsiniz fakat baştan uyarayım; bu videolardaki tatlı, sakin, aklı başında öğretmen gidiyor, çatlak, kafası güzel, aşırı zeki, komik, 'şayir' ruhlu bir deli geliyor. Ve ben deli severim :-)
Belki siz de seversiniz diye, Instagram hesabı da BURADA.

Neyi seviyorsam, neyden mutlu oluyorsam tek başıma tamamlanmıyor mutluluğum.
O yüzden herkes bilsin, herkes faydalansın istiyorum.
İzleyeceklerinizin, okuyacaklarınızın hepinize iyi gelmesini diliyor. huzurdan çekiliyorum :-)




03 Mart 2017

Karatayla Zayıflamak



Aslında 'Karatay'la beslenmek' demek daha doğru. Siz sadece aç kalmadan, lezzetli ve sağlıklı beslenmeye karar verip başlıyorsunuz, eş zamanli olarak kilo veriyorsunuz. Daha ne olsun:-)

Artık Prof. Dr. Canan Karatay'ı tanımayan yok. Anlattığı yenilikçi beslenme yaklaşımı okuyup, özümseyerek hayatına adapte etmek isteyenler gün geçtikçe çoğalıyor.
Deneyip hem sağlığını kazanan hem ideal kilosuna inenler etrafındakilere de anlatmaya başlıyor.
Ben de size kendi hikayemi anlatacağım. Umarım faydası olur. :-)

Karatay Beslenmesi yıllardır aslında hayatımda fakat bir türlü devamlılık sağlayamamıştım.
Kasım 2016'da karar verip sağlıklı beslenmeye başladım.
3 ay içinde 10 kilo vererek hem sağlığıma hem de yeni fit görünüşüme kavuştum.
Neler yaptığımı, bu süreçte nasıl beslenerek kilo verdiğimi anlatacağım.

Öncelikle mutfağınızda olmaması gereken yiyeceklerden bahsetmeliyim.
Paketlenmiş, katkı maddesi ya da rafine şeker eklenmiş, mevsiminde olmayan hiçbir besini tüketmiyoruz. Dolabınızı gözden geçirip ekmek, makarna, pirinç, margarin, ayçiçek yağı, reçel, bal, pekmez, un, sürülebilir tüm şekerli kahvaltılıklar, krema, hazır sos, nescafe, gevrekler, salam, sosis, hazır çorbalar, hazır yoğurtlar, paket sütler, tüm gazlı ve şekerli içecekler, bisküvi, kraker, çikolata işlem görmüş tüm market ürünlerini beslenme planınızın dışında tutmalısınız. Çünkü Karatay beslenmesindeki ana amaç sağlıklı beslenmek. Mutfağınızda bu sağlıksız gıdalar olmadan da yedikleriniz hem sağlıklı hem lezzetli olacak. Bir süre sonra sanki daha önce hiç birini yememiş gibi hissedeceksiniz. Canınız yemek bile istemeyecek.
Denemeden inanamayacağınız bir gerçek bu ama siz de bu deneyimi yaşadıktan sonra herkese bu yazdıklarımı anlatıyor olacaksınız :-)

Şimdi de Karatay beslenmesine başlamadan önce mutfağınızda bulunması gereken yiyecekleri listeliyorum; Karar verirseniz alışveriş listeniz hazır:-) 

Roka
Tere
Maydanoz
Nane
Dereotu
Havuç
Turp
Yer elması
Kırmızı lahana
Marul
Limon

Tarçın
Zencefil
Zerdeçal
Kimyon
Kırmızı biber
Karabiber
Kaya tuzu

Ceviz (Kabuklu ve yerli ceviz tercih edelim)
Badem (Çiğ ve mümkünse kabuklu.)
Fındık (Çiğ ve mümkünse kabuklu)
Çiğ Kaju
(Kuruyemişler kavrulunca içlerindeki faydalı yağlar zararlı trans yağa dönüşüyor.)
Gün kurusu kayısı
Mürdüm eriği
Yaban mersini

Yeşil mercimek
Kırmızı Mercimek
Kuru fasulye
Börülce
Nohut (Glisemik indeksi yüksek olduğu için dikkatli tüketilmeli)
Kuru bakla (Glisemik indeksi yüksek olduğu için dikkatli tüketilmeli)
Aşurelik buğday
Bulgur (Glisemik indeksi yüksek olduğu için dikkatli tüketilmeli)
Yumurta
Peynir (İşlendikleri için krem peynir, light peynirler ve taze kaşar hariç)
Zeytin
Eski kaşar

Avokado
Anamur Muz (Yumurta alerjisi olanlar küçük bir adet muzu kahvaltıda tüketebilirler. )
Ekşi yeşil elma
Mevsiminde doğal, ilaçsız, düşük glisemik indeksli meyve

Yoğurt
Sirke
Turşu
Zeytinyağı (Soğuk sıkım)
Tereyağ
Günlük süt
Lor
Ev salçası
Yazdan hazırlanmış domates sosu
Kefir
Maden suyu
Ev yapımı şalgam suyu
Şekersiz ve poşetli olmayan bitkisel çaylar

Et
Balık
Sakatat
Tavuk (Market tavuğu değil, doğal beslenen, gezen tavuk)
Kasap sucuğu (Kasaplarda sadece ve et ve baharatlarla katkısız olarak yapılan sucuk)

(Kış)
Karnıbahar    
Pırasa
Lahana
Kereviz
Ispanak
Pazı
Brokoli
Brüksel lahanası
Soğan
Sarımsak
Havuç (Pişmemiş)

(Yaz)
Domates
Salatalık
Biber
Kabak
Patlıcan
Enginar
Bamya
Bakla
Semizotu
Dolmalık biber
Taze fasulye
Pazı
Ispanak


Yukarıdaki listeden alerjiniz olanları ya da sağlık sorunlarınızdan dolayı doktorunuzun önermediği besinleri tüketmemelisiniz.

Kahvaltı
Karatay beslenmesinin en önemli basamağı olan kahvaltıda yediğimiz sağlıklı besinler, bizi tüm gün tok tutarak günlük enerjimizi sağlayacak.
Kahvaltıda tüketilmesi gereken 5 ana besin var.
İki yumurta, kuruyemiş, peynir, zeytin, yeşillik.
İlk günlerde şeker isteğinizi karşılamak için 2 gün kurusu kayısı ekleyebilirsiniz. Benim tatlı düşkünlüğüm olmadığı için ender tükettim. Ama önceki beslenme düzeninde tatlı sevenler için iyi bir dengeleyici olacaktır. Ayrıca çaylarınıza tarçın eklemek de yardım edecektir.


Her gün aynı şeyleri yemekten sıkılmamak için kahvaltıma farklı tatlar eklemeye çalıştım. Bütçenize ve damak tadınıza göre masanıza ekleyebileceğiniz kahvaltılıklar;
Peynirli ıspanak, kereviz salatası, domates kurusu, yoğurtlu brokoli, yoğurtlu karnıbahar, biberli soğanlı kahvaltılık, unsuz mercimekli krep, pastırmalı lor topları, kasap sucuk, börülce salatası, pastırma, kuru et, avokado ezmesi, tahinli sarı mercimek ezmesi, karnıbahar kısırı. peynirli karnıbahar köftesi hepsi unsuz pırasa böreği, mercimek böreği, karnıbahar pizzası, fasulye böreği, sebzeli börek.


Yumurtayı rafadan ve katı dışında değişik şekillerde yapmaya çalıştım. Hem besin değeri ve lezzeti arttı hem de daha tok kalmamı sağladı.
Örneğin akşam yaptığınız mercimek yemeği, karnıbahar, ıspanak, kuru fasulye ya da yumurtaya yakışacağını düşündüğünüz herhangi bir yemekten iki kaşık yumurtanıza katabilirsiniz. Peynir ve dilediğiniz baharatlarla da tatlandırabilirsiniz. Bu karışımlardan bazen börek, bazen pizza tadını alıyorsunuz. (Kuru ya da taze soğanla omlet yapmayı denemelisiniz. Hatta acıka ile yaptığım yumurta da çok lezeetli oldu)
Diğer bir seçenek fasulye, mercimek ve karnıbaharı haşlayıp küçük kaplarda tutarak yumurtalarınıza eklemek olabilir.
Aynı şekilde ıspanak ve pazıyı da yıkayıp kurutarak yumurtanıza eklemek üzere buzdolabı poşetinde tutabilirsiniz. Pırasayı da incecik doğrayarak aynı şekilde kullanabilirsiniz.

Ceviz ve bademi akşamdan yıkayıp bir bardak içme suyunda beklettim. Sabah kalkınca aç karnına ceviz suyunu içtim. Taze badem ve ceviz tadı aldığım için de keyifle tükettim. Bazen kahvaltımda içine sıcak su ekleyerek ceviz aromalı çay gibi tükettim. 
Kahvaltıda ayrıca kavrulmamış fındık ve kaju da yiyebilirsiniz.
(Kuruyemişler ince belli çay bardağı kadar ölçülendiriliyor.)

Peyniri evde yapabilirsiniz ya da sevdiğiniz, sağlıklı şartlarda yapıldığını düşündüğünüz her türlü peyniri tüketebilirsiniz. Peynir de ölçü olarak avuç içi kadar öneriliyor.

Zeytin  çok tuzlu olmamalı, en az 8/9 tane yiyebilirsiniz.

Ben bu ölçüleri az ya da fazla olmamak kaydıyla istediğim kadar tükettim.

Kahvaltı salatası diye adlandırılan yeşilliklerden oluşan salatayı her sabah yaptım. İçine dilediğiniz yeşillikleri koyup, bol soğuk sıkım zeytinyağı ve limonla tatlandırarak yediğinizde hem içerdiği liflerden dolayı  tok kalmanızı sağlayacak hem de bağırsak sağlığınızı koruyacaksınız.

Yukarıdaki kahvaltıyı hazmedebilmek için organizmamız 5 km. koşmuş kadar  uzun süre yüksek düzeyde enerji harcıyor. Bu yüzden uzun süre tok kalabiliyoruz. (Yüksek glisemik indeksli, proteinsiz, şekerli ve karbonhidratlı kahvaltılar çabuk hazmedildikleri için kısa bir süre sonra midemiz boşalıyor ve açlık hissediyoruz. )

Yukarıda anlattığım şekilde yaptığım kahvaltıdan sonra gün içinde sadece limonlu su, şekersiz kahve ve şekersiz çay tükettim.
Akşam yemeğine kadar sakız dahi çiğnemeden (çiğneme işlemi leptin hormonunun çalışmasını durduruyor) mümkün olduğunca yürüyerek ve hareketli bir gün geçirmeye çalışarak leptinden faydalanmaya çalıştım.

Leptin hormonu Karatay beslenmesinin sacayaklarından biri.  Öncelikle hem mekanizmanın nasıl çalıştığını hem de leptin hormonunun önemini anlatmalıyım.
Ağzımıza bir lokma alıp çiğnemeye başladığımızda vücudumuzda pankreasın ürettiği insülin hormonu salgılanıyor ve kan şekeri yükselmeye başlıyor.
İnsülin hormonunun görevi; kan şekerimizi vücudumuzda enerji olarak kullanmak. Yani nefes almamız, yemek yememiz, yürümemiz ve her türlü fiziksel aktiviteyi yapabilmemiz için gereken enerjiyi bu hormon aktive ediyor.
(Arabanın çalışması için nasıl benzinin yakılması gerekiyorsa, insülin de kan şekerini yakarak bizim arabamızı çalıştırıyor.) 

Yediklerimiz gereğinden fazla ise ve hareket ederek yakamamışsak, kan şekerimizin fazlası, yine insülin tarafından kıtlık zamanlarında kullanılmak üzere yağ olarak depolanıyor.
Yani insülinin iki görevi var; biri vücuda giren besinlerin içindeki kan şekerini enerji olarak kullanmak.
İkincisi kan şekerinin fazlasını yağ olarak depolamak. 

Lokmayı çiğnemeye başlar başlamaz insülin harekete geçiyor, dedik.
2-2-5 saat sonra da pankreasımız bu defa glukagon adında yeni bir hormon salgılıyor. Bu da, karaciğerimizde depolanmış olan yedek kan şekerinin kanımıza geçmesini ve enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. 

Yemekten 4-5 saat sonra da, beynimize tokluk hissi veren, iştahı düzenleyen, yeteri derecede yiyip yemediğimizi beyne ileten ve 5 saatlik tokluk sürecinden sonra vücüttaki depo yağları yakmaya başlayan hormon yani leptin hormonu salgılanmaya başlıyor.(Leptin Eski Yunanca'da "ince" demek.)
Eğer toplamda 4-5 saat bir şey yemeden ve acıkmadan durabiliyorsak insülin, glukagon ve leptin hormonlarımız bu sistem içinde düzenli ve sağlıklı olarak çalışıyor demektir. Leptin hormonu ayrıca gece 02.00 / 05.00 arasında maksimum düzeyde salgılanıyor. Yani uyurken de leptin sayesinde vücutta yağ yakımı devam ediyor.

Akşam Yemeği
Ben kahvaltımı en geç 10.30'da bitirdim. 17.00 ile 18.00 arası akşam yemeğimi yedim. Arada 7/8 saatlik bir tokluk süreci oldu ki bu da leptinden daha fazla faydalanmamı sağladı.
İki öğün arasında Türk kahvesi içtim, bazen tarçınla bazen biraz tereyağıyla tatlandırarak tokluk süremi uzatmaya çalıştım.  Su içtim ve yürümeye çalıştım..
Ben bu tokluk süresini sağlayabildim ama eğer 4/5 saat sonra acıkırsanız önce su için. (Susama ve acıkma beyinde aynı yerden sinyal veriyor. Bu yüzden önce su içmeniz gerekiyor. ) Eğer açlığınız su içerek geçerse vücudunuz suya ihtiyaç duymuş demektir ama suyla geçmeyen bir açlıksa mutlaka yemelisiniz, aksi taktirde vucut kıtlık moduna girer ve bir sonraki yediğiniz yağ olarak depolanır.
Eğer kahvaltıdan 5 saat sonra gerçek açlık yaşıyorsanız arada yine en az 5 saat bırakmak kaydıyla ve açlığınızın derecesine göre yoğurt, badem, ceviz, ayran, etli salata, ızgara et/ tavuk/balık, salata/ çorba seçenekleriniz olacaktır.  (Erken kahvaltı yapanlar da üçüncü öğünü yapabilirler)


Akşam yemeğinde miktar ya da yemek adı yok. Siz kendi bünyenize, bütçenize ve damak tadınızıa göre aşağıdakilerden hazırlayacağınız bir menu ile doyacağınız kadar yiyebilirsiniz:

Et, balık, sakatat, tavuk ya da sebzeli et yemekleri.
Baklagiller
Çorba
Zeytinyağlı sebze
Salata/ yoğurt/ turşu
(Yemeklerde un ve pişince glisemik indeksleri yükseldiği için bezelye, pişmiş havuç ve patates kullanmıyoruz.)
Yemekten sonra yatıncaya kadar sağlıklı olsa da hiçbir şey atıştırmadan sadece şekersiz çay, bitki çayları ve su içiyoruz.

Öneriler
*Başlamadan önce, sağlıklı beslenip ideal kilonuza indiğinizde ilk baştaki değerlerinizi karşılaştırabilmek için Prof. Dr. Canan Karatay'ın önerdiği testleri yaptırmalısınız.
B ve D vitamin değerleriniz oldukça önemli. 
Test sonuçlarınıza göre doktorunuzun önereceği şekilde bu vitamin değerlerinizi normal düzeye çıkarmanız sürece yardım edecektir.

* Vücudumuzun en fazla yakıt kullanan ve yağ yakan bölümleri kaslarımız ve en fazla kas bacaklarımızda. Bu yüzden yürümek çok önemli. Vermeniz gereken kilonuz çoksa spor salonu ya da uzun yürüyüşlerden kaçının. Çünkü fazla aktivite ağırlığınızın dizlere vereceği yükü arttıracaktır.Önce yarım saatlik yürüyüşlerle başlayın. Kilo verdikçe zamanı artırabilirsiniz ve kendinizi hafif ve hazır hissettiğinizde dilediğiniz sporu yapabilirsiniz. 
Akıllı telefonlarınıza adımsayar indirin ya da mobil adımsayarlardan satın alın. Adım sayınızı gördükçe motivasyonunuz artacaktır.
Yürüyüş yapamıyorsanız evde sevdiğiniz müziklerle dans edebilirsiniz ya da You Tube kanalından Leslie ile Evde yürüyüş videosu eşliğinde yürüyebilirsiniz.

*Kemik suyu, et ve tavuk suyu hazırlayıp yemek ve çorbalarınıza eklemek üzere buzluğunuzda tutun.  

*Yoğurt, ayran, kefir, peynir, turşu ve sirkenizi evde yapmaya çalışın. Yapamıyorsanız doğal evde yapılmış ürünler satan yerlerden alışveriş yapmaya çalışın.

*Kabız olmamaya dikkat edin. Başlangıçta vücudun verdiği tepkilerden biri de kabızlık olabiliyor. Yeşillik, gün kurusu kayısı, sebze ve zeytinyağlı yemekler, aç karnına bir kaşık zeytinyağı, bol su ve mutlaka yürüyüş önerilerini dikkate alın. Bir süre sonra düzene girecektir. (Uzayan durumlarda doktorunuza danışın,)

*Kilo verme sürecinizde evde kek, börek, bisküvi, çikolata, kraker, tatlı bulundurmayın. Hem nefsinizle mücadele etmek zorunda kalmayacaksınız hem evdekiler de sizinle birlikte aynı beslenmeyi uygulayarak sağlıklı besleniyor olacaklar.
Zaten birkaç hafta sonra vücudunuz yeni beslenme düzenine alışacak ve bu tür yiyecekleri canınız bile istemeyecek.

*Mümkünse ilk bir iki haftayı evde kendi düzeninizi oluşturmaya çalışarak geçirin. Kahvaltı ve yemek davetleri sağlıklı beslenmeye geçiş sürecinizi aksatabilir. İki hafta sonra sağlıklı beslenmeye alışıp yemek düzeninizi oluşturduğunuz için hem teklif edilen  ikramlara rahatlıkla hayır diyeceksiniz hem de kararlılığınızı gören yakınlarınız size ısrar etmekten vazgeçecekler.

*Dışarıda ya da iş yerinizde yiyeceğiniz yemekleri et, çorba, salata, zeytinyağlı, yoğurt olarak seçebilirsiniz. Ayda bir kere ayran ve bol yeşillikli bir salata ile bir adet lahmacun yenebiliyor.

*Sabah kahvaltıda içeceğiniz süt ve yemeklerde tüketeceğiniz yoğurt ve ayran tokluğu uzatmak için tercih edilebilecek içeceklerden.  

*Prof. Dr. Canan Karatay'ın kitaplarının mutlaka edinin. Neyi neden yaptığınızı, vücudun işleyişini ve bütün sistemi akıcı ve anlaşılır bir dille anlatan bu kitaplar yolunuzu aydınlatacaktır.


*Kilo verme sürecinde, eskiden yediğimiz sağlıksız gıdalar ve işlenmiş şeker  yoksunluğunda vücut bir takım tepkiler verebiliyor (Halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, ellerde titreme vb gibi.) Fakat herkes farklı tepkiler veriyor. Örneğin bende sadece bulantı olmuştu, bir süre sonra geçti. Sağlıklı beslenmeye devam ettikçe sıkıntılarınız geçecektir. Fakat herhangi bir sağlık sorununuz varsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

*İdeal kilonuza indikten sonra kahvaltılarınıza meyve ekleyebilirsiniz. Sevdiğiniz yiyeceklerden arada sırada yiyerek o gün yürüyüşünüzü fazla yapıp yine en az 5 saat sonra sağlıklı besinlerden oluşan akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. 
Verdiğiniz kiloları geri almamak ve sabit kiloda kalmak için sağlıklı beslenmeyi, yürüyüşü ve su içmeyi ihmal etmemelisiniz.  

*Bu beslenmeyi uygulamaya başladığınızda önce vücudunuzda bir incelme gözlemleyeceksiniz ve herkes size 'kilo mu verdin?' diye soracak. Bazen tartıda görülmeyecek ama siz en baştan zayıflamaya başlamış olacaksınız. Etrafınızdakilerin sizdeki farkı görmeye başlaması ve sizin de sağlıklı beslenerek acıkmadan rahatlıkla kilo verdiğinizi görmenizle birlikte yeni beslenme süreciniz başlamış olacak.
 Hayat tarzınız, beslenme alışkanlıklarınız, bünyenizin besinlere verdiği tepkiler gibi kişisel özellikler bu beslenmeyi herkesin farklı şekilde uygulaması gerektiğini gösteriyor.  Beslenmenin ana kurallarını öğrendikten sonra bu disiplini kendi hayatınıza entegre ediyor olacaksınız.
Yeter ki karar verin ve başlayın.
(Ekmek yemeden de doyabildiğinizi görüp şaşıracaksınız. Demişti dersiniz :-) )

*Aşağıdaki linklerdeki bilgiler kilo verme sürecinde işinize yarayacaktır.

*Facebook'ta ve Instagram'da A.Okan Çağlar ve Nurçin Çağlar'ın hazırladığı Sağlıklı Yaşıyoruz sayfası ve Woto blogu
Facebook'ta Karatay Lezzetleri sayfası ve Karatay beslenmesini anlatan gruplar sağlıklı beslenme ve kilo verme sürecinizde size rehberlik edecektir.

Sağlıklı Yaşıyoruz ve Karatay Lezzetleri sayfası benim için çok faydalı oldu. Karatay Beslenmesini anlatan, bu beslenmeyi öğrenerek sağlığına kavuşmayı ve kilo vermeyi hedefleyen katılımcıların deneyimlerinin, bilgi ve tariflerin paylaşıldığı bu iki sayfada sizinle aynı yolda ilerleyenlerle olmak motive edici olacaktır. Ayrıca Karatay mutfağına uygun yapılarak paylaşılan yemek tarifleri ile yeni lezzetlerle tanışacaksınız.
Küçük çocuğu olanlar için de Facebook'ta Sağlıklı Beslenen Çocuklar Klubü sayfasına üye olmanızı öneririm.
Biz sağlıklı beslenme bilincine geç ulaştık, çocuklarımız için geç değil, öğrendiklerimizi çocuklarınıza hazırlayacağınız sağlıklı beslenmeyle hayata geçirebilirsiniz.
Ayrıca bu sayfalarda ya da Karatay beslenmesini uygulayan gruplarda kahvaltı ve akşam yemeklerinizi fotoğraflarıyla paylaşarak hem eksik ve  yanlışlarınızı öğrenirsiniz hem de kendi iç  disiplininizi sağlarsınız. 
Ben 3 aylık süreçte genelde kahvaltı fotoğraflarımı paylaştım. Kahvaltı en sevdiğim öğündür, ayrıca değişik tabaklara olan ilgimle birleşince hazırladığım kahvaltıları paylaşmak benim için motive edici oldu.
Her defasında beğenilerini güzel sözleriyle benimle paylaşıp devam etmemi sağlayan herkese teşekkür ederim. :-)


Bu arada, Karatay Lezzetleri, Sağlıklı Yaşıyoruz sayfası ve internetten düzenlediğim bilgi ve tariflerle oluşturduğum Karatay Yemekleri blogu 

Instagramda kendi kahvaltı menülerimi paylaştığım Karatay Kahvaltısı hesabımı takip etmenizi öneririm. Menulerinizi oluşturmak ve sorularınıza cevap almak için kaynak olacaktır.

Son olarak bu beslenmeyle geldiğimiz noktada, şimdiye kadar vermeye çalışıp misliyle geri aldığımız kilolarla bir daha karşılaşmamak için;
Artık akşam yemeklerinde pilav, makarna, ekmek yemiyoruz; yemekten sonra meyve ya da tatlı tüketmiyoruz, içeceklerimizi şekersiz içiyoruz, yürüyoruz, sağlıklı beslenerek acıkmadığımız için sık sık yemek yemiyoruz ve günümüzü hareketli ve enerjik biçimde geçirmemize yarayan bu vazgeçilmez yeni düzene geçmenin rahatlığını ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Sizi de bekleriz:-)


Not 1: Bu yazıda anlatılanlar Prof. Dr. Canan Karatay'ın kitaplarında verdiği bilgiler baz alınarak hazırlanmıştır. Uygulama hataları ya da kişisel özelliklere bağlı sonuçlar yazarın sorumluluğunda değildir.

Not 2 : Okumak isterseniz Facebook'ta ' Bilmemek Aslında İyi Bir Şey' adındaki deneme yazılarımın olduğu sayfamı ve Instagramdaki şehir, portre, hayvan ve doğa fotoğraflarımın olduğu nurayilkom adlı hesabıma göz gezdirebilirsiniz :-)

03 Ocak 2017

Ortaköy



Ortaköy kumpirdir, köprü manzarasıdır, camidir, kuşlara yem vermektir, taki tezgahlaridir, keyiftir, aşktır, nefes almaktır. Katliamla anılmasına sebep olanları Allah görsün, hak ettiklerini versin inşallah...

Kar Yağsın




Kar yağsın. Bütün kötülükleri kapatsın. Acilari soğutsun. Akillari başlara getirsin.
Dünyaya kar yağsın. Temizlensin kirden pastan. Çocuk gibi sevinmelerimiz yuzumuzde donmasin. Kar yağsın. Tasasızca kar topu oynayıp güler yüzlü kardan adamlar yapalım.
Kötü kalpler, zehirli zihinler karın altında kalsın, toprağa karıssın.
Kar yağsın..

26 Ekim 2016

HEKVA Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı





Çok sevdiğim ve güvendiğim bir arkadaşım Hekva (Hanımlar Eğitim ve Kültür Vaktfi) 'da gönüllü olarak çalışıyor.  Evlerine bizzat gidip keşif yaparak saptanmış ihtiyaç sahibi ailelere yardım amacı taşıyan bir vakıf bu. Anne ya da babası olmayan ya da çalışmasına engel bir durumu olan aileye sahip öğrencilere yemek, burs, giyim ve kırtasiye yardımı yapılıyor. Ayrıca  kurs imkanı sunarak sosyal olarak kazanç ve iş imkanı sağlamalarına yardım ediyorlar. 
Vakfın tüm imkanlarından faydalanarak okulunu bitirenler, hangi mesleği edinmişlerse geri dönüp vakfa fayda sağlamaya çalışıyor..(Doktor olmuş biri şimdi vakıftaki çocuklara burs veriyor,, ailelere gönüllü hekimlik hizmeti veren de var.)  
Kurban bayramlarında sizin adınıza kurban kesilerek bu ailelere dağıtılıyor. Siz sadece belirtilen rakamı vakfın hesabına gönderiyorsunuz.

Zaman zaman sosyal yardım projeleri de gerçekleştiriyorlar. (Facebook,Twitter ve İnstagram'dan takip edebilirsiniz. )
Mutfaktan yönetime tamamı hanımlardan oluşan vakıfta gönüllü olarak çalışmanız da mümkün. 
Daha detaylı bilgi almak isterseniz: 
Adres:Haseki Sultan Mah. Haseki Cad. No:33 Aksaray-Fatih
Tel:0212 632-697677 

Bünyesine bağlı Çıt Çıt Mağazası ile de az kullanılmış veya kullanılmamış, lekesiz, sağlam 2. el ürünleri (kıyafet,mobilya vs.) kabul ederek satışa sunuyorlar. Bu şekilde hem israfı önlemeyi hem de dar gelirli insanların kaliteli ürünlere daha uygun fiyata sahip olabilmesini sağlıyorlar.

Facebookta Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı diye aratırsanız hem fotoğraflara hem de nasıl bir işleyişi olduğuna dair fikir sahibi olabilirsiniz. HEKVA Hanımlar Eğitim Ve Kültür Vakfı

Ayrıca Haseki de Haseki Softası adında bir restoranları da var. Hekva'ya bağlı olarak hizmet veren restoran özel günler ve büyük organizasyonlar için sipariş alıyorlar.. Haseki Sofrası
Buranın geliri de aynı amaçla vakfa aktarılıyor. 

Yine Hekva'ya bağlı olan Çıt Çıt Mağazası ile de az kullanılmış veya kullanılmamış, lekesiz, sağlam 2. el ürünleri (kıyafet,mobilya vs.) kabul ederek satışa sunuyorlar.


Size vakfın yardım yapılabilecek bir ayağından söz etmek istiyorum.
Yardıma muhtaç ailelere senelik 1200 TL ile bir yıllık yemek yardımı yapılıyor. (Yemekleri vakıftaki hanımlar yapıyor, aileler gelip oradan alıyorlar) 
Siz de ihtiyaç sahibi ailelere bu desteği vermek isterseniz, !200 TL'yi ister bir kerede ,ister ikiye bölerek, isterseniz aylık 100 TL ile yapabilirsiniz. 
Ben etrafımdaki 12 kişiden 100 TL toplayarak 1200 TL'ye ulaşmaya çalışacağım. Dilerseniz siz de kendi çevrenizde bunu yapabilirsiniz. 

Bana geri dönüş yapmak isterseniz sizi yönlendireceğim. :-)





-- 

21 Mayıs 2016

46



Yaşım oldu 46.
Endişelerimden yaşlandım.
Alnımdaki endişe çizgilerimden.
Elimde endişelenecek malzeme vardı. 17 yaşımdan beri. Bazıları mevcuttu, bazılarını ben ürettim. Kontrolü elden bırakmak bana göre değildi. Güvenemiyordum, kimseye, hiçbir şeye. Durum benim kontrolümde değilse olmaz gibiydi.

Kontrol etmek. Yönetmek. Öyle olmasını istemek. Tamamen kalben iyilikle. Zerre kötülüksüz. Ama gelip görelim ki,  cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşeli.
Bu kontrolörlüğüm beni cehennemin taşlarında yürüttü evet. Hiç de güzel değildi. Bir daha yürümemek için iplerin birçoğunu bıraktım elimden. Teslim olmayı öğrenme aşamasındayım. Emekliyorum.

Kalkıp yürümeye başladığımda, bu girişin sebeplerini ve sonuçlarını, öğrettiklerini, alıp götürdüklerini, getirdiklerini anlatırım belki.
46 oldum evet.

Nasıl geçtiğini bilmediğim, yaşımın kaç olduğunu anlamadığım, hissedemediğim yaştayım. Ne 18, ne 78, ne gencim ne yaşlı. Endişe çizgilerim haber veriyor yaşlanıyor olduğumu. Ne yapayım, çizgilerimi doldurtup, yaşını dondurayım mı? Bırakayım zaman çizsin resmini yüzüme.  Hayatın resmi görülsün yüzümde.  
Sergi güzelliğinde bir resim olsun dilerim.

Olur belki. Hayatıma giren yeni nefesler, yeni kalpler var, hepsine kalbimdeki aynadan bakıyor gibi baktığım. İyiler, güzeller, eğlenceliler, renkliler, siyahlarımdan ayırıp renklendirdiler beni de. Şükürdeyim onlar için.
46 yıl sonra, şimdiye kadar yapmam, gitmem, yemem, demem dediğim pek çok şeyi gerçeklediğimi görür oldum. Değişiyor olmaktan mutluyum. Hep ben kalmamalıydım, özüm hariç.

Daha da değişeceklerim var. Zaman var onları da oldurmaya.
Yazmayı ne çok özlemişim, ne çok…
İçimden geçen harfler havada uçuşup, söz olamadan unutulurken şimdi bir kenarından tutup yakalıyor olmanın mutluluğundayım.

Her gün yazsam, güzel sözler, anlar, anılar… Parmaklarım köprü olsa ulaşsalar ulaşmasını isteyene.
46 yaş.

Sükûnet. Kabullenmek, teslim olmak, akmak bir yerlere tutunmaya çalışmadan. Değişmek, daha fazla şükretmek.
Teslim olmayı öğrenmeye çalışmak.  Yapmaya çalıştığım, içselleşeceği günü sabırla beklediğim teslimiyet.

Ne olacaksa olacak, diyerek günün, anın hakkını vererek yaşamak. Kimsenin hatta kendi hayatımın bile müdahili olamayacağımı derime kazımak. Yaşayıp göreceğim. Duamın niyeti iyi olacak elbet. Beklediğimi, istediğimi, dilediğimi fısıldayacağım hep. Geleni geldiği gibi kabullenmek kalacak bana.

46 yaş.
Kimine göre yaşlı, kimine göre genç. Kimine göre 46’lık, yani bildiğin deli. Deli hallerim bende saklı. Delirtilmediğim halde gayet de tatlı. Bir de ben, keyfim ve kahyamız var. Üçümüz bu güne kenetlenip geldik. İyi de ettik hani. Önerimdir.

Kadın yok, erkek yok; sen varsın, ben varım.
Onu bunu ezmeden, üzmeden, yormadan sen ol dilerim. Ezme, yorma ama onu bunu üzeceğim diye de sen olmaktan vazgeçme. Herkes kendi payına düşeni yaşayacak. Üzülmezse üzülmek. Senden gelecekse gelecek. Yanında neyi öğreterek hem de kim bilir? Kim kimin öğreticisi diye gönderildi bilmiyoruz. Yaşıyoruz ki görelim. Yaşarken tek atımlık şansımızı başkası için heba etmemek aslolan.  

Okuduğum bir kitapta erkeğin itici, kadının yaratıcı gücünden söz ediyor. Yaratmanın, içinde bir can yeşertmenin büyüklüğünü, üstünlüğünü, kutsallığını, gücünü fark ediyorum okudukça. Bu gücü kimseye heba etsin diye vermemeli. Şu anda güç dengesi oluşturmuş ilişkilere diyeceğim; insanlar değişiyor.  Değişim kolay kabul edilir bir durum değil hayatındakilere ama her şeyde olduğu gibi sizin özünüze ulaşmanıza da alışılıyor. Sabredin yeter ki.  Henüz o güç savaşına (!) girmemişlere önerim; kendinizi bilin, tanıyın, neyi sevdiğinizi, neyi sevmediğinizi, neyi isteyip neyi istemediğinizi önce siz bilin ve hayatınızdakine hissettirin ve bence söyleyin. Beklemeyin sizi anlamasını, o kadar vaktiniz yok. Kalbinizden dilinize geleni dökün orta yere, en nazik, en saf halinizle. İyi biriyse, vicdanlıysa, sevgiliyse anlar sizi. Kabullenir, eşitlenir. Değilse, alttan alan, aman sorun çıkmasın diye susan, ilişkinizde sadece onun önünü ışıklandıran idare lambası olmayın. Kendiniz ışıksınız, herkese yetersiniz.

Yazmayı ne çok özlediğimi ve sevdiğimi ben biliyorum. Başladım mı bitirmek istemediğimi de ama her şeyin bir sonu olmalı.
Daldan dalaydı bugün.

46 yaş ne dediyse onu yazdım, ben masumum. Yaşadığınız güzel her ne varsa daha iyi olsun.
Kötü olanların da bir amacı ve bir ışıklı bir sonu var elbet. Her şey başlar biter. Sevdirir, sevindirir, üzer ve gider. Biter eninde sonunda. Nelerin acıyla bittiğini ve artık hiç acımadığını hatırlayın yeter.

Bu yazı bitmek istemiyor ama.
Hadi bitsin.







  












Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...