13 Haziran 2009

Sevgi Sevmek






Yaş on üç.

Komşumuzun oğlanına fena halde aşığım. O da bana.

Aşklarımın ilki.

En el değmemişi.

En unutulmazı.

En temiz pak olanı.

Diğerleri kirli miydi?

Bilmem… Kirli değil de, onun gibi değildi işte.



Kalbimin üzerinde izleri var hepsinin.

Yahu, hepsi dediğim de kaç kişi?

Bir elin parmağını geçmez.



Aşklarımın ilkiyle hiç dokunmadık birbirimize. Telefonda seslerimiz aşk yaşadı sadece. Bir de birbirimizi gördüğümüzde kulaklarımızda atan kalplerimiz aşk yaşadı en derininden.



İki ev ötedeydi evleri. Arabasıyla evimizin önünden geçeceği zaman duyduğum heyecanı bir daha hiç yaşamadım herhalde…

Kulağım hep seste olurdu. O geçecek, bana bakacak, güleceğiz birbirimize çaktırmadan. Gözlerimiz “seni seviyorum” diyecek, kimsecikler duymadan…



“Mavi mavi masmavi” şarkısını söylerken duymuştum bir keresinde. O anda hissettiğim kıskançlığı da bir daha yaşamadım ben.

Şarkı mavi gözlü. Benim gözler kahverengi.

Güneşte ela oluyor. Bal rengi bazen.

Her halükarda mavi değil yani. :-)

E, kime söylenmişti o şarkı?

Küçücük kalbim ne acımıştı. Sinirlenmiştim çok.

Şarkının teki, onun dilinde mavi gözlünün birine söyleniyordu belki.

Ne acı.

Ama ne tatlı kıskançlıklardı…



Onu çok sevdim, çok. Bir elin parmağı aşklarımdan sonra da sevdim. Hep başka bir yerde durdu benim için.

Durmakta.



Annem aşk yaşamaya "sevgi sevmek" derdi o zamanlar:-)

Ben daha küçüğüm. Sevgi sevecek yaşta değilim. Aslında ateş bacayı çoktan sarmış, sevgi sevilmiş de annemin haberi yok ama haberi olsun istiyor.

Böyle bana yumuşak yumuşak davranıyor, anlatayım sevdiğim sevgimi diye.

Ben de annemin yumuşak yüzüne aldanıp anlatıveriyorum.

Sen misin sevgi seven!

Daha sözüm bitmeden elinde terlik, arkamdan koşturan bir anne!

Senin daha yaşın ne?

Hem de komşumuzun oğlanı!

Hatırlıyorum, annem dolma sarıyordu ben anlatırken, dolmayı falan bırakıp koşturmuştu peşimden. :-)



İnsan söz geçiremiyor kendine işte.

Yaşa başa mı bakıyor?

Seviyordum ne yapayım?

Âşıktım.

Sevgi sevmek kötü bir şey değildi, anneme anlatamadım bunu. Anlatmama fırsat da vermedi zaten.



Sevgi seven var mı aranızda?

Vardır elbet…

Kesin bunu okuduktan sonra onu düşündünüz, yüzünüz de pişmiş kelle ifadesi…

Yok mu düşüneceğiniz biri?

Gölgelendiniz değil mi?

Silgim olsa gölgelerinizi silecek, yerine alev alev bir güneş çizecek kalemim olsa…

Mutlanırdık hep beraber ne güzel…



Aslında âşık olmak şart değil. Vardır sağınızda solunuzda öyle ya da böyle sevdiğiniz biri…

Arkadaştır, eştir, çocuğunuzdur, anne babanızdır, kardeşinizdir…

“Seni seviyorum” demek lazım.



“Seni sevdiğimi söylemek için aradım.” dedim az önce bir arkadaşımın telefonuna bıraktığım sesli mesajda.

Sırf bunun için aramak lazım birilerini. Söylemek lazım “seni seviyorum” diye.

Nasıl ruh okşayıcı, yüz güldürücü, iç sevindirici sevdiğini söylemek.

Şu nasıl, bu nasıl, demeden, hiç bir sebep olmadan aramanızın önünde arkasında.

Sadece” seni seviyorum” demek için aradım…

Deneyin.

Mutlu edin.

Mutlu olun.



Ben seni seviyorum.

Okuyan her kimsen.

Seni seviyorum diyenin yoksa ben seni seviyorum.

Sevenin varsa, ben de fazladan seviyorum, var mı zararı?



Tanıdıklarımı hele, daha bir seviyorum.

Bana gözü, kalbi, sesi, sevgisi değmiş herkesi…

Üzmüş olsun, terk etmiş olsun, ağlatmış olsun, hayal kırıklığı yaşatmış olsun…

Olsun…

Sevdim.

Severim hala.

Başka başka çekmecelerde durur içimde.

Etiketleri başkadır.

Ama severim hala.



Kaç kişi okuyacaksa bu yazıyı…

Umarım ki hepsi sevgi seviyordur.

Ve dilerim ki kuytularında saklamıyorlardır sevgilerini.

Duyuruyorlardır, hissettiriyorlardır, sakınmıyorlardır...


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...