02 Ekim 2009

Sinirlenmene Sinir Oluyorum







Eskiden daha çok şeye sinirlenirdim, kızar, üzülür, kırılırdım.

Öğrendim artık sakin kalmayı. Nelere kızıp nelere kızmayacağımı.

Topu göğüste yumuşatmanın ne sakinleştirici, ruha, bedene ne iyi gelen bir hal olduğunu anladım.

Tersinin, gereksizce hayatımdan çaldığını gördüm.



Sinirlerim alınmadı elbet, ben de etten kemiktenim. Eskisi kadar olmasa da öfkelendiğim oluyor benim de.

Hormonların kadınlara çelme taktığı dönemlerde özellikle:-)

Ama bakın en çok neye?



Biri eğer olur olmadık yere sinirli ve öfkeli davranıyor ya da konuşuyorsa ben de sinirleniyorum. Nedir yani, bu kadar vahim mi? Öldürücülüğü, çözümsüzlüğü var mı? Daha sakince söylenemez mi? Nedir bu agresiflik? Diye ben ondan beter öfkeleniyorum!

Öfkeye öfke duyuyorum yani.

Nasıl bir ikilemdeysem? :-)



Sinirlendiğimizde kendimizi kontrol etmemiz zor olabiliyor, kabul.

O bir yokuş aşağı gitme hali. Delirme hali bazen.

Sevmediğin, istemediğin, onaylamadığın bir durumla karşı karşıya kalıyorsun ve tepki veriyorsun. Hele bir de daha önce uyarmışsan defalarca, o zaman belki öfkelenme hakkın da olabilir.

Ama ufak tefek şeylere parlayıp patlamak, hem kendini hem yanındakini streslendirmekten başka ne işe yarıyor?

Asık suratlardan, bozulmuş, daralmış kapanmış DNA'lardan başka ne kalıyor elinde?

Evet evet, öfkelendiğimiz her defa DNA kodlarımızın feleğini şaşırtırmışız. Kısalır, daralır ve sıkışırmış. Bozulmaya uğrarmış bir de...

Düşünün yani, kim bilir hepimizin kaç tane genetik kodu örselendi :-)



Öfkelenerek daha çabuk yaşlanıyoruz, kırışıyoruz, daha çok hastalanıyoruz, sağlıklı hücrelerimizin de tekerine çomak sokuyoruz, biline...



Yokuş başına getirip koymamalı insan kendini. Dümdüz yollar var. Eh, hadi heyecan istiyorsanız azıcık engebeli yolları da seçebilirsiniz.

Ama azıcık yavaş gidin.

Çözüm üretsin beyniniz. Soruna odaklanıp, öfkeye teslim olarak, çözüm üretme algılarınızı tıkamayın.



“Öfke; zehir içip, karşındakinin ölmesini beklemektir!”

Ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz.



Salına salına yaşamalı, aylak aylak. Sakince, acele etmeden, ota tüye sinir olmadan, her şeye bir kulp takmadan; o niye güzel, bu niye mutlu diye mutsuz olmadan, yoktan dert var etmeden, nefretle tek vücut olmadan...

Yokuşu başından tanıyıp geri dönerek.



Yaşamaktan zaman kazanıyor insan, yaşamanın hakkını verince.



Yolu yokuşa getirmişsen, aşağı gitmekten başka şansın olmuyor. Kontrolü yitirmek kolay. Söylenmeyecek şeyleri söylemek, büyük pişmanlıklara savrulmak kolay.

Kalp kırmak, üzmek, onulmaz yaralar açmak kolay.



Büyük büyük öfkeler öfkelendiriyor beni.

Sakin kalmak istiyorum ben, sessiz, küçük harflerle konuşmak.

Güzel güzel sözlerle istemek, nazik nazik söylemek, dinlemek, anlamak, anlaşılmak.

Sevgili olmak, sevgililik beklemek...

Tatlı tatlı...

Sakince.



Öfkeye öfkelenmemek konusunda kendimi nasıl eğitebilirim bilmiyorum.

Galiba ilk önce öfkelenenin kendini eğitmesi gerek...



Sonrası, Cemal Süreya'nın dediği gibi;

İyilik, sağlık :-)






6 yorum:

  1. evet ya!
    ama bu nirvana hali 23 yasinda ogrenilip uygulanacak bisiy diil mesela! zamanla ogreniyorsun ama bilmem ki etrafta bi anlatan olsa bi rol model gorseydik cabuk cabuk ogrenip daha huzurlu yasarmiydik dota moka parladigimiz donemlerimizi.
    bi de soyle bi durum var; davranislarin kokenlerini dusunen bir insansan ne kadar cok dellenirsen o kadar cabuk nirvanaya ulasiyorsun sanki...pisiyosun.
    yani bende oyle oldu.

    arin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neye sinirlendiğini sonradan düşünebilmek önemli galiba. Bazen deriz ya aşırı tepki verdim, diye..
      İnsan oluş bütün meli-malı'ların önüne geçebiliyor bazen ama eğitilebilir bir durum neyse ki..

      Sil
  2. Elinize sağlık, çok hoşuma gitti yazdıklarınız. Yalnız bir yerde ufak bir kısır döngü var. Hani öfkelenene öfkeleniyorsunuz ya :-) Sonuçta siz de öfkelenmiş, kendinizi kontrol edememiş oluyorsunuz :-)

    Niye öfkelendiğimizi bulmak gerekiyor sanırım. Ben kendimce kurcaladığımda, aile, yakın çevre, toplum... Çevremi buldum alnayacağınız. Rahmetli babannemin tabiriyle "mal mayasız oğlum mal müdürü neylesin". Modelde sorun var :-)

    Özgür Yıldırmaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babaanneniz nurlar içinde olsun..
      Ne güzel, ne hoş sözleri vardı onların.. :-)

      Sil
  3. ......:)


    Aradigim birseyi bulamazken ben de cok sinirlenirim bazen, söylenirim, homurdanirim. Hic sevmem bu kolay sinirlenebilme huyumu. Genler iste... babama cekmisim bu konuda. Ama zaman icerisinde kendi kendimi terapi etmeye calistim. Eskiye nazaran düzeldigimi görünce, az cok basarmisim galiba diyorum. Ama can cikmadan huy cikmaz demisler... hala bazi durumlarda gereginden fazla sinirlendigimi görünce...sinirleniyorum:)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...