10 Şubat 2010

Çocuktan Önce- Çocuktan Sonra




Çocuğun evliliklerde dönüm noktası olduğuna inanırım.
Ya birleştirici ve yapıştırıcı olur, ya da uzaklaştırıcı.
Ya da ortada bir yerde tutar ama başladığı yerde duramaz evlilik.
İlle yol alır, bir yerlere doğru.
İlişki sağlam ve aşklıysa, yol aldığı yer farklı da olsa, yine de renkli ve eğlencelidir.
Tersi durumlarda çocuktan sonraki evlilikler türlü çeşit sorunlarla boğuşabilir.

Şimdi...
Çocuktan önce ve çocuktan sonra diye ikiye ayırdığım dönemi bir gözden geçirelim bakalım. Ya, yok canım, diyeceksiniz ya da evet evet işte aynen öyle oldu.

Ç.Ö
Eşler birbirine odaktır. Paylaşılan anlar çoktur, romantiktir, eğlencelidir, kalitelidir.
Sinema, tiyatro, yemek, çocuğa bakacak birini arama stresi olmadan özgürce planlanabilir.

Ç.S
Eşler çocuğa odaktır.
Paylaşılan anlar azdır, kalitesizdir, kesintilidir. Romans mı? :-)
Sinema, tiyatro, yemek. Birinden biri planlandı diyelim. Gitmeden önce, çocuğun siz yanında olmadan başına neler gelebileceği düşünülür, bir güzel strese girilir.
Bakıcı ayarlayıncaya kadar göbeğiniz çatlar. Anne ve kayınvalide kapısı çalınır önce, neyse ki onlardan biri her zaman kurtarıcınız olur. Çocuklarının birlikte vakit geçirmelerine razı ve isteklidirler zaten.
Hem torun baldan tatlıdır. Fırsat kollanmaktadır onlarla yalnız kalabilmek için.
Ayarlandı mı bakıcımız? Harika. Aklınız nispeten rahat, gider izlersiniz filminizi, yersiniz yemeğinizi. Ama seksen kere telefon etmekten kendinizi alamazsınız o ayrı. Çünkü siz yokken çocuğunuz uyuyamaz, yiyemez, hep ağlar falan diye düşünürsünüz. Azıcık delisinizdir. :-)
Çocuklarını emin ellere teslim edemeyenler için baş başa plan yapmak gerçekten zor ve sancılı bir süreçtir...
Birlikte vakit geçirilemeyince de aradaki mesafenin aralanması bir parça normaldir.


Ç.Ö
Tatilin düşüncesi bile keyiftir.
Bavulunuzu hazırlarsınız, çıkarsınız yola, varırsınız tatilinize. Deniz, kum, sevgili kabilinden kocanız ve siz ve aşk tabii.
İster yüzersiniz, ister şezlongunuzda güneşlenirsiniz, ister kitap okurken uyuyakalırsınız.

Ç.S
Tatil fikri bile sizi germeye yetebilir:-)
Çocuğunuz bebekse ayrı bir stres, yürümeye başlamışsa ayrı. Ancak 10 yaşından sonra eh, artık biraz rahatlayabilirsiniz, denebilir.
Yoksa tatile gitmeden koca bir bavul eşya, kendinizinkinden ayrı tabii.
Arabaya eşya taşıyan kocadan her defasında aynı serzeniş; ülke mi değiştiriyoruz, nasıl bir bavul sayısı bu, nasıl bir ağırlık? Oysa orada kocadan tek bir şey talep edilmez çocuk için, çünkü neredeyse çocuğa dair evdeki tüm konfor tıkıştırılmıştır bavullara!
Ayrıca yeme problemi zaten her zaman annenin ense mesafesinden takiptedir. Yemeyen çocuk zordur, yorucudur.
Koca zaten sevgililikten çıkmıştır ya da çıkarılmıştır. Yeni sevgili çocuktur iki taraf için de.
Öyle kafana eseni yapamazsın tatile geldim, diye.
Çocuk güneşte kalmayacak fazla.
Kremlendi mi?
Kumda oynuyor, ay su alıp götürecek şimdi!
Tamam şimdi kafasına güneş geçecek.
Bak çocuklar nasıl itip kakıyor çocuğu, çocuuuum, gel bakiim annenin yanına. Bir daha izin vermeyeceğim bak kumda oynamana, tak şu şapkayı kafana diyorum!
O yüzmek ister, siz yatmak istersiniz. Kitap okumak, güneşlenmek hayal. Kocayla arada çocuk yüzünden didişirsiniz.
Zaten yeri gelmişken söyleyeyim, çocuğa kadar hiç kavga etmeyen bir çift olabilirsiniz. Ama size garanti veriyorum, ilk kavganızı çocuk yüzünden yapacaksınız :-)
Hem de ne ateşli, ne ateşli :-)

Ç.Ö
Eşler kendilerinden sorumludur, hadi belki birbirlerinden.

Ç.S
Ben hep şunu derim özellikle anne için; bir kadının rahmine bebek düştükten sonra kadın için artık başka bir hayat başlamıştır. Hayatının sonuna dek artık sorumlu olacağı, asla vazgeçmeyeceği, gece gündüz onu düşüneceği, asla bencil olamayacağı biri giriyor hayatına. Yeni bir film başlıyor artık. Hayat sadece onun değil.
Filmin adı: Yaşamak iki kişilik.
Tamam, babalar da belki dahil edilebilir bu filme ama onlar yardımcı oyuncu bence.
Kadın; ana karakter, başrol oyuncusu.
Üstelik rölünü en iyi oynayan olmalı, verilebilecek tüm ödülleri hak ediyor olmalı. Kanından, canından, ruhundan, içinden çıkan birini taşıyor dünyaya...
Sonrada elinden gelenin en iyisini yapmaya çabalamakla geçiyor ömrü.
Güzel ama yorucu, bitmeyen bir süreç...

Ç.Ö
Kahvaltı ve yemek saatleri kesintisiz ve uzun zamanlara yayılabilir türdendir.

Ç.S
Kahvaltı ve yemek saatleri kesintilidir ve mümkün olan en kısa zamanda bitirilmesi gerekir. Minik bebeği olan bir anne çayını alsa sıcak içemez, yemeğini sıcak yiyemez, derler :-)
Doğrudur. Üstelik öyle bir ayarlarlar ki, tam sofraya oturduğunuzda ses verirler; bırak yemeği falan, gel benimle ilgilen!
İlgiye doymaz o minikler zaten :-)

Ç.Ö
Aklınıza eseni, aklınıza estiği anda yapabilirsiniz. Çantanızı, ceketinizi alır çıkarsınız.

Ç.S
Aklınıza eseni, aklınıza estiği anda yapamazsınız. Çünkü çocuğunuzun yemek ve uyku saatleri vardır. Onlara sadık kalmak istersiniz, denge bir kere bozuldu mu, düzeltmek zordur. Çantanızı, ceketinizi alıp çıkamazsınız. Çünkü o çantaya konacak şeyler var ya, oooo, hazırlarken bile günün yarısı geçebilir:-)
Maması, biberonu, emziği, bezi, vitaminleri, yedek kıyafetleri vs.. Ağır bir çanta ve bebek arabasıyla düşersiniz yollara. Eksizsiz çıkmışımdır inşallah, bişey unuttum mu acaba, soruları arasında çıkarsınız evden.

Ç.Ö
Arkadaşlarınızla bir arada olmak eğlencelidir. Tasasızdır, düşünmeden, gerilmeden, rahat, tatlı zamanlardır.

Ç.S
Arkadaşlarınızla bir arada olmak biraz gerginlik verir artık. Hele evde başka bir çocuk varsa... Bebekse evdeki, ortaktır konular; oooo, sabaha kadar sohbet edersiniz minikleri uyuttuktan sonra. Yok yaş farkı varsa, çocuk gürültü ediyorsa, bebeği habire kucaklamak istiyorsa, çocuk gripse, bebeğin civarında dolanıp hapşırıyorsa falan.. Geçirdiğiniz saatlere neşeli saatler diyemezsiniz. Gerilirsiniz, bebek uyumamakta direniyorsa ve ağlıyorsa zaten, hadi gidelim evimize de rahat rahat uyusun der, kalkar dönersiniz kös kös...
Ha çocuklar aynı yaştaysalar bu defa da kavga etme olasılıkları yüksektir. O da başka beter bir durumdur. Bazen çocuklar kavga eder iki dakika sonra barışırlar, anneler tatsızlaşır bu defa.
Oysa çocuklar unuttu gitti yahu!
Büyük olmakla çocuk olmak arasındaki fark bu:-)

Ç.Ö
Eşinizi kapıda karşılarsınız, öpersiniz, sarılırsınız. Sohbet edersiniz saatlerce. O işe giderken arkasından bakar, el sallar hatta pijamalarına ve yastığa bıraktığı kokuyla içinizi ısıtırsınız o gittikten sonra bile. O kadar âşıksınız ve bunu hissedecek bol zamana sahipsiniz yani. :-)

Ç.S
Artık eşinizi kapıda karşılamak hayaldir. O geldiğinde ya bebeğinizi emziriyor, ya altını değişiyor olursunuz. Uzaktan bir hoş geldin diyecek haliniz ve içiniz varsa dersiniz, demezseniz zaten o gelir yanağınıza bir öpücük kondurur. Ama hepsi o :-)
Sarılmalar, uzun uzun öpüşmeler uzay boşluğundan el sallıyor olur size.

Ç.Ö
Geceleriniz renklidir, özgürdür, heyecanlıdır, rengi kırmızıdır...

Ç.S
Geceler kesintilidir, tedirgindir, uykusuzdur ve bebeğe odaklıdır. Dar zamanlardır.
Rengi bebek rengidir:-)


Yazdığım şekilde yaşanmamış olabilir Ç.Ö-Ç.S dönemi. Kişilere ve ilişkilere özel farklılıklar elbette vardır.
İki çocuklu ve aşkları dorukta olanlar var.
İki çocuklu ve eşleri neden odunluğun doruğunda dolaşıyor, diye merak edenler de:-)
Çocuktan önceki düşünceli, nazik, aşklı adam yoktur artık.
Çocuktan önceki sevgilisi, sonra karısı haline geliyorsa, artık tek kişi yerine iki kişi sevilip merak ediliyorsa, sevgi ve ilgi ikiye bölünüyorsa…
Değişim kaçınılmaz belki.
Ha bir de, bazı kadınlar sevgililiğin yanında çocuk da olurlar evliliğin ilk yıllarında. Ama kendi çocukları olunca rol kaptırırlar. Anne olmak zorundadırlar, çocukluğu çocuk yapacaktır artık.
Çocuk gibi davranan, hisseden, hatta bazen öyle konuşan kadınları sever bazı erkekler, güçlü ve hami görürler kendilerini yanlarında. Otorite onlara bırakılmıştır, aktif rol ondadır. Kadının pasif oluşu hoştur onlara falan..
Ama sonra, çocukla birlikte kadın idareyi ele alır, çocukluktan uzaklaşır, mantıklı, kontrol delisi, romansdan uzak, çocukla ilgili her türlü kararda son sözü söyleyen, baskın, otoriter birine dönüşerek adamı pasifize eder.
Alın size çocuktan sonra kocaların değişim sebeplerinden biri daha:-)

Bu konu uzundur, derindir. Açıldıkça açılır insan.
Kapanmaya doğru adım atmak için son söz şunları diyeyim:
Bahsettiğim şekilde yaşanmayan, rahat, evliliğin başında neyse, çok az bir iki değişimle aynı tatla devam eden evlilikler var.
Çocuk rengi, kırmızıyla birleşip görülmemiş güzellikte bir renge boyayabilir ilişkiyi.
Çocuğun yetiştirilmesi konusunda anne-baba ortak görüşteyse...
İlişki sağlam temellere kurulmuşsa...
Taraflar anne baba olarak kadınlığı-erkekliği unutmaya yüz tutma yolunda değillerse....
Çocuk sahibi olmanın tekliğini ve şahaneliğini yaşayacak ruhsal sağlığa sahiplerse...
10 çocuk da yapsalar, evlilikleri Ç.Ö-Ç.S diye keskin hatlarla ikiye bölünmez.

Evli, çocuklu ve hala kadın-erkek anne babalara selam, çocuklarına öpücükler diyerek konuyu kapatıyorum :-)

2 yorum:

  1. Nasıl güzel bir konuya parmak basmışsın. Ç.Ö. ve Ç.S. olayına kesinlikle katılıyorum. Ç.S. hayat tarzımız tamamen değişti, kocam tamamen değişti, ben tamamen değiştim, arkadaş çevremiz kısmen değişti vs. vs. vs. Ama kesinlikle şikayetçi değilim. Halimden çoook memnunum. Çocuk sevgisi öyle sarıp sarmalayan, taaa içine kadar işleyen, saçının teline zarar geldiğinde tüm hücrelerine kadar etkilendiğin, aslında tarif edilemeyecek bir duygu benim için. Ç.Ö. dönem de çok güzeldi ama benim için önemli olan Ç.S.

    YanıtlaSil
  2. Çok doğru yazmışsınız. Çocuklarımdan büyüğü 12 yaşında. Evliliğim o zamandan beri kriz içinde. Bu tabii ki çocuklarımın suçu değil. Suç bizde.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...