23 Şubat 2010

Aynı Dili Konuşmak




Herkesin kafasında bir erkek modeli var.
Görüntüyü geçiyorum. Beden zahiri. Nasıl kadınlar o incecik, o güzelim, o narin hallerini yılların kucağına bırakıverip öyle geçiyorlar, erkekler de öyle.
Onlar gençleşmiyorlar biz yaşlanırken ya da zayıflamıyorlar biz kilo alırken.
Eş zamanlı olarak görüntülerimiz değişiyor.
Bu sebepten, bırakalım nasıl göründüğümüzü.
Nasıl davrandığımıza, nasıl hissedip, hissettirdiğimize gelelim.

Kadınların erkeklerlerden istedikleri bellidir.
Üstelik çok kadında ortak dil kullanır bu konuda.
Önce istenildiği gibidir sanki herşey. Mutludur iki tarafta. Ama olanlar olur, çocuk, aile, arkadaş, para, başka biri ya da kendileri, ille bir sebepten farklılaşır herşey.

Elimizde bizi mutsuz eden biri var, ondan nasıl mutluluk çıkarabiliriz?
Bir sebepten kalmayı seçmişsek elbette..

Kimi kadınlar artı eksi dengesi kurup, benden daha beterleri var, diye istemekten, beklemekten vazgeçer.
Elindekinin ona verdiklerini görmeye çalışır. Olduğu gibi kabul eder herşeyi.
Bazen kabul eder ve vazgeçer, bazen kabul eder vazgeçmeden mutlu olmanın yollarına bakar.

Vazgeçmeden mutlu olmanın yollarına bakan kadınlar hayatlarını mutlu olarak tamamlayacaklar.
Diğerleri bitmek bilmez bir debelenme içinde, değiştirmeye çalışarak, hayatındaki erkekten bay mükemmel yaratmak için çalışıp çabalayacaklar.
İlişki de kadın da erkek de hırpalanacaktır.
Ne değişen bir adam, ne de adamı değiştirdi, tam da istediği gibi biri haline getirdi diye mutlu olan bir kadın olmayacaktır ortada.

Allah erkeği yaratırken aman çocuğum bak, bu kadın milletinin istediğini yapmaya gelmez, mutlu olurlar, bir de seni mutlu ederler falan, hiç uğraşma, bak işine, bildiğini oku. Kulağını tıka kadınına, burnunun dikine git, duyma sen onu, falan mı dedi acaba? Genetik koduna bunu mu nakşetti? :-)
Ama allahım, sen de biliyorsun, adam kadının dediğini yapınca, kadın adamı gerçekten mutlu edebilecek kıvama geliyor.
Hani sen bir gel ben 10 gelirim, modeli oluyor.
Bunu neden anlamıyor erkekler?

Kadınla sakin konuşmak, onu düşman bellemeden söylediği her şeye hayır, yok, olmaz, yanlış, benimki doğru falan dememek..

Ara sıra kadını dışarı çıkarıp, onunla yalnız, özel, başbaşa bir akşam geçirmek, sohbet etmek..

Kadın konuşurken gözünün içine bakmak, ilgiyle dinlemek, anlattıklarıyla ilgili sorular sormak...

Arada sırada eve kadının sevdiği bir yiyecekle ya da çiçekle gelmek.

Kadını özel hissettirmek.

Hayatında olduğu için şanslı olduğunu söylemek, kendisi için yaptıklarını gördüğünü, bildiğini ve taktir ettiğini dile getirmek.

Kadın hastayken şefkat göstermek. İlaçlarını takip etmek, bir bardak suyla vermek, yatağına yemek getirmek.

Çocuklarına şefkatli, sevgili, sabırlı bir baba olmak.

Özellikle arkadaşlarının ya da ailesinin yanındayken sevgisini göstermekten çekinmemek, orada yokmuş gibi davranmamak.

Hep kendisini haklı çıkarmamak, başka doğrular, başkalarının da doğruları olabileceğini kabul etmek.

Mükemmel olduğu inancına sarılmamak, hata yapabilme lüksü olduğuna, üstelik hata yaptığında kabul ederse bunun daha da yüksek bir davranış olduğuna inanmak.

Karısının yaptığı herşeyi önemsemek, takdir etmek.

Karısına, karıcım, sevgilim, aşkım, hayatım, hatta abartıp, hayatımın anlamı falan demek :-)

Karısını dinlemek, anlamak. Ama anlamak, yanlış anlamamak...

Dostluk göstermek, aynı takımda olduğunu unutmadan, en ufak bir tartışmada karşı takımın azılı taraftarı olmadan konuşmak, çözmek.

Çözüme odaklı olmak, soruna saplanıp kalmamak.

Romantik olmak, romansın şekli bile öğretildiği halde üç maymunu oynamamak.
Erkekler bilmez bazen kadın ne ister, ne bekler.. Durup dinlenmeden, bıkıp usanmadan ne istediğimizi, ne beklediğimizi, neyle mutlu olduğumuzu anlatmamıza rağmen neden üç maymunu oynarlar, anlamak mümkün değil.

Sevgi? Ooo çok seviyorlar canım.
Peki kadına görünen?
Hiç.

5 Sevgi Dili diye bir kitap okumuştum yıllar önce, yazarı Gary Chapman.
Kadın ve erkeğin farklı diller konuştuğunu anlatıyordu.
Maalesef ki bu 5 dili aynı anda konuşamayanların evlilikleriyle çevrili sağım solum..

Bakın nelermiş bu 5 dil..

1. Onay sözleri
2. Nitelikli beraberlik
3. Armağan alma
4. Hizmet davranışları
5. Fiziksel temas.


Benim konuştuğum dil 1,2 ve 5.
Hizmet davranışlarına bayılmıyorum ama konuştuğum diller anlaşılıyorsa düşünebilirim:-)
Bana hizmet edilmesine hiç ses çıkarmam bu arada :-)

Armağan konusu zor iş..
Takip ediliyor olmam lazım, neyi seviyorum, neyi hayal ediyorum bilinmeli..
Aslında diğer dillerin öğrenilmesini armağan olarak da kabul edebilirim:-)

Sizinki?
Ve tabii en önemlisi hayatınızın ortağı da sizinle aynı dili konuşuyor mu?
Denk düştünüz mü yani..

Evet deyin lütfen, lüütfeeen :-)
Öyle çok ki birbirinin dilinden bihaber olan..
Hani evet derseniz biraz sevinirim demiştim :-)

4 yorum:

  1. Yazin, tespitlerin yine harika. Yazini yine buyuk bir keyifle okudum.
    Sevgiler, Esma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduklarından keyif almana sevindim:-)

      Sil
  2. Sen beni öldüreceksin:)

    Bundan birbucuk yil evveline kadar ben de ayni böyle düsünüyordum, bu konu hakkinda cok kafa yoruyordum, kiziyordum, üzülüyordum. Hatta "Erkeklerin sessizligi" baslikli bir yazi yazmistim (Almanca bir yaziydi, blogumda yok) ve neredeyse ayni seyleri dile getirmisiz (yine):)

    Birbucuk sene evvel hayatima giren, bana göre nesli tükenen erkeklerden biri olan bu insan, her erkegin öyle olmadigini, tam da bizim beklentilerimize hitap edebilen erkeklerin oldugunu da gösterdi.
    Ve evet diyorum. Eveeeet! ayni dili konusabildigim, yukarida o senin siraladigin seylerin hepsini birebir uygulayan, denk düstügüm biri var. Iyi ki! Yani umudunuzu kaybetmeyin hanimlar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süper, süper, süper..
      Maşallah ona, sana, size..
      Sonsuz olsun dilerim.. :-)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...