14 Kasım 2007

Köylü İşte N’olcak!




Köy kültürünü severim, köylü severim...

Düzdür onlar, saftır. Alengirli lafları yoktur hiç. Akıllarına gelen dillerindedir, süzülmeden. İçleriyle konuşurlar çoklukla.



Dünyaları küçüktür onların. Köyün sınırlarından ibarettir, bilemediniz, bağlı olduğu ilin sınırlarına kadardır dünyaları.



Sofralarını açarlar herkese. Tanrı misafiri severler, beklerler...

Sofralarında ne varsa oturur yersiniz onlarla. Allah’ın o gün verdiklerine sizi de ortak ederler.



Saygı bilirler, örf, adet bilirler...

Komşuluk bilirler.

Bayram seyran, doğum, düğün, ölüm bir araya getirir onları her defa...

Bizdeki gibi dünün, günün telaşına kapılıp unutmazlar komşularını, dostlarını.

Unuturlarsa  birbirlerine gönül koyandır onlar. Gönülleri kırılacak kadar incedir hala. Biz gibi duvar örmemişlerdir henüz...



Bizim tersimize, onlar küçük şeyleri büyütüp, mutlu olmayı bilirler...



Güzeldirler, gürbüzdürler, yanaklarında sağlık görürsünüz. Tavuklarının yumurtası, ineklerinin, koyunlarının sütü, peyniri, tereyağı besler onları. Birbirlerine iyi bakar onlar.



Kalplerinin iyiliğini görürsünüz yüzlerinde...

Onlar da insandır, vardır zaafları, vardır içlerinde kötü içlisi, pis ağızlısı, dedikodulusu...

İyi ve kötünün olduğu her yerde olan, onların içlerinde de vardır. Bazı bazı kötülükleri varsa, köylü oluşlarından değil, insan oluşlarındandır.

Melek ve şeytan herkesin sağında solunda. Köylü- şehirli seçmiyor.



Sadece kendi dünyasındakini bildiğinden, bozulmamışlığından, büyük şehirdeki “dönme dolapların”  habersizliğinden, bir gününü sadece çalışıp, para kazanarak kurtarmayı düşündüğünden köylü “temiz”dir.

Eğitilmemiştir, eğitememiştir kendini. Hatalara düşmelerin sebebi bundandır.

Atalarından duyduklarının izini sürer yazık ki…

Gelişecek, genişleyecek yerleri yoktur ama içlerinden okumaya gönüllenmişler çıkar, aile de arkasında durursa okur "büyük adam" olurlar... Vefalıdırlar, unutmazlar. Yıllar sonra döner, köylerine bir iz bırakırlar kendilerinden.



Birkaç arkadaşımın kötü bir şeyi betimleyecekleri zaman “o ne öyle köylü gibi!” diyerek burun kıvırdıklarını görmüşlüğüm var.

Dokunur bu bana... Ezer içimi her sefer.



Diyeceğim; köy kültürünü tanırım, severim ve sahip çıkarım.

Onlara edilen laflara üzülürüm.

Onlar da senin benim gibi. Fazlası var eksiği yok bazen.



Avrupa Yakası dizisinde saz çalan çocuk vardı ya, hani yüzünü bir türlü göremediğimiz, en dramatik, en arabesk anlarda sazını konuşturan...

Gülse Birsel'i hatırlayın: "amaan nerden çıktı bu saz yine, dıngırı dıngırı" diye yüzünü ekşitir, pis bir şey koklamış gibi burulurdu.

Benim de içim burulur işte bunu her duyduğumda...



Zaten Nişantaşı kültürüyle taban tabana zıttır köylü kültürü...

Onlar Nişantaşı kültürüne burun kıvırmazlar hiç.

Bilmezler bu duyguyu, çünkü burun kıvırmayı bilmezler.



TRT’de köylülerle yapılan sohbet programları vardır. Kadınlar yemek yapar, programcı gider katılır onlara, konuk olur, oturur sofralarına, sıcak, komik, içten, sevgili sohbetler eder onlarla...

Bazen yaylalara çıkarlar, yaşlı ama genç amcalarla, teyzelerle yüz güldüren iki çift laf ederler... Şarkı, türkü söyletirler, horon teperler birlikte...



Rastladığım her defa huşu içinde, gülümseyerek izlerim… İçim ısınır, temizlenir.

Tavsiye ederim...

Yakalayınca, kalın oldukları televizyon kanalında.

İsli puslu dünyamızdan kopup, şeffaf, ışıklı dünyalarına konukluğunuzun tadı damağınızda kalacak...



Son sözüm:

Köylü işte n’olcak, demeyin benim olduğum yerde olmaz mı?

Saklayın içinizde diyecekseniz de...

Hala safiyetlerini koruyan, hala kendiliğinden “insan” olmaya

azmeden insanlarıma laf etmeyin n’olur...

Olur mu?

Olur olur...

9 yorum:

  1. Offf diyorum sadece.....offf:)

    Iste bu yazinla kalbimi fethettin benim biliyor musun? Agladim resmen okurken... burnumun diregi sizladi. Bir köylü olarak, yazinda belirttigin bazi cümlelerle her karsilastigimda ayni seyleri hissederim hep senin gibi. O "avrupa yakasi" dizisinde ki olayi da birebir ayni yasamisiz seninle:)

    Yazinin her satirinin, her cümlesinin altina imzami atiyorum ve sana COK ama COK tesekkür ediyorum bu harika yazin icin. Iyi ki ugramissin sayfama,iyi bakmisim kimmis bu diye, neler yazarmis diye, iyi ki incelemisim sayfani...

    Burada daha cok uzun vakit geciregim bugün , öyle görünüyor... ve sıkı bir takipcinim bundan sonra.
    Yürekten sevgi ve selamlar birakiyorum sana...cok memnun oldum.
    Ayse

    YanıtlaSil
  2. aaa yanlislikla "adsiz" secenegini tiklamisim. Adsiz olur mu? "EQ" olacakti tabii:)

    YanıtlaSil
  3. Benim gibi hisseden birilerinin olması ne sevindirici..
    Umarım sayımız çoktur:-)
    Güzel sözlerin için teşekkür ederim.
    Bloguna birkaç yorum bıraktım ama pc de sorun var sanırım yayınlandı mı bilemedim..
    Yazdıkların bana çok yakın, ortaklığımızdan dolayı ayrıca sevdim blogunu:-) Sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. Yalnız değilsiniz hislerinizde ve düşüncelerinizde, Atamız da bizim gibi düşünmüş ki "Köylü milletin efendisidir" demiş.Manisada büyüdüm,İstanbulda yaşıyorum ben de,ne Nişantaşı,ne Bağdat caddesi kültürü yakın değil bana..Bazen de diyorum ne Anadolulu olabildim,ne İstanbullu,kendi ülkemde yaşıyorum kültür çatışmasını,ne garip..Ben de ikinizi de çok sevdim kızlar..sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Architect,
    İçimizde Anadoluluğumuzu saklayıp, çocuklara yansıtabilmek aslolan ki bizden iz bırakabilelim.. Nerede yaşadığımız önemini yitiriyor bu durumda..

    YanıtlaSil
  6. Ben istanbul da doğdum büyüdüm kendi köyümü bile görmedim.Ama Nişantaşı kültürüde uzak bana Bağdat caddeside.Şunu biliyorum köylü insanının duygularının katışıksız olduğunu duygularının büyük şehirlerdeki insanlarınki gibi kirlenmemiş olduğunu.Arkadaşım düşüncelerinde yalnız değilsin bende sana katılıyorum. architect çaldım KÖYLÜ Milletin efendisidir.

    YanıtlaSil
  7. Adsız Nazancım:-)
    Öncelikle adı/URL bölümünü seçerek yazmayı dene bir de, oraya adını girebileceksin.

    Yazdıklarına gelince, keşke kalbimizde birazcık "köylülük" kalmış olsa..

    YanıtlaSil
  8. tatlım yazını çok keyifle okudum.eline yüreğine sağlık.bende katıksız şehir kızıyım annem her zaman bana yavrum gittiğin yer körse gözünü kapat topalsa ayağını sek derdi.biz böyle büyütüldük.bende ne zaman bir köye gitsem şalvar giyiyorlarsa şalvar giyerim puşi takıyorlarsa puşi takarım kısacası onlara benimde sizden farkım yok demeye getiririm çok da mutlu olurlar.lafı uzattım her halde arkadaşım kısacası yalnız değilsin.seni izlemeye aldım.bende yeniyim buralarda sende beni ziyaret edersen sevinirim.hoşçakal

    YanıtlaSil
  9. Onlar bizim gibi olmaya çalışmasınlar da...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...