14 Kasım 2007

Heyecan Yok Ama Olsun















Şimdiye kadar adamlara sataştım;

O niye öyle?

Bu niye böyle?





Didişip durdum her şeyle, herkesle.

Sırf adamlar değildi beni sinir eden. :-)

Daha başka bir sürü duygunun içine girdim çıktım, etrafında dolandım…



Tatlı tatlıydı bazen…

Bazen ciddi öfkeli…

Bazen çok kırgın, üzgün…

İçim ezik, gözüm yaşlı bazen…

Hepsini yazarken başka bir baskın duygu yarenlik etti işte.



Şimdi bakıyorum…

Yanımda yöremde hiç bir şey yok. Bir duygu yok yani.

Kendimi minik bir kayıkta, yalnız başıma, etrafımdaki güzel evlere, mavi gökyüzüne, mis kokan denize gülümser bakarken görüyorum.



Hiçbir şeye tutkuyla, aşırılıkla, rahatsız edecek şiddette bir yandaşlığım yok.

Ruhum pamuk gibi.

Kafam temizlenmiş sanki.

Kalbimin içi boşalmış.

Ama tertemiz, kötü değil.



Bomboşum ama temizim.

Bağsız, yansız, sakin.



Güne göre akıyorum.

O nereye ben oraya.

İttirme kaktırma yok.

Akışa bırak.

Günü yaşa.

Anı yaşa.

“Dün, Bugün, Yarın” üçlemesinin içi dolu artık.

Mana ve ehemmiyeti kavrandı.



Bastığım her yerin hakkını vereyim diyorum. Adımımın altında boşluk olmasın.

Aldığım nefes derin olsun, içimde bütün ihtiyacı olan organlara eşit dağılsın ki içeride de kavga gürültü olmasın.



Bir sükûnet geldi bana…

Ve fakat hoş geldi.

Tüy gibi.

Hafif.

Birkaç yıl önceki tüy halim değil ama.

O zamanki tüyü hatırlamasam da olur…

Siz hatırlayın ama.

Fark etmiş değil mi?

Tabii…

Gün geçtikçe bir tuğla daha büyüyorum.

Gökleri deleceğim yakında.



Yukarı doğru büyüyorum. Yanımdakiler sabit, ben çıkıyorum.

Bir annemi yanımda götürüyorum.

Hani bu pamuk hallerimin içinde annem de var.

Ama hala anlaşılmaz.

Hala, “nasıl yani?”

Gidişi uzaklaştıkça, gidişine anlam verememe duygusu ağırlaşıyor.

Sanki başka birileri yaşadı onca şeyi, dünyanın en değerlisini başkası kaybetti.



Zaman geçtikçe daha da yabancılaşıyorum yaşananlara.



Annemin ağrılarıyla ben de ağrıyordum da, onunla birlikte ben de mi huzura kavuştum nedir?

O gitti.

Ben kaldım.

Huzurumuz ortak.

Bundan mı bu sakin, sessiz, pamuk içim?



İşte bu kadar soru var içimde.

Hepsi bu kadar.

O kadar da olsun…

İçimde konuşacak birileri lazım.

Bütün sesler kesilirse sağır olurum sonra.

Sessizliğin sağırlığı beter olur.

Dozunda duyuyorum şimdi.



“Heyecan yok ama olsun” demiştim bir yazı öncesi.

Buna benzermiş hislerim.

Ama girinti çıkıntı varmış yine…



Şimdi denizin üstü çarşaf.

İçime çektiğim ne varsa açık mavi…



“Gözünü kapat ve ilham ne getirecek bekle” demişti bir sevgili…



Gözümü kapatmıştım.

Açtığımda bunları gördüm.



Siz de görün diye buraya yazdım…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...