14 Kasım 2007

Koku


Sevdiğimiz kokular var, sevmediklerimiz…

Hepsinin içinde anlar var, anılar var.



İyi ya da kötü hatıraları canlandıran tetikleyici kokular…



Duyduğumuz bütün kokular koku belleğimizde arşivleniyor.

Bir kere duyduğumuz kokunun anı, onu ikinci kez duyduğumuzda dejavu yaşatır gibi canlanıyor.  Koku alma duyumuzu kaybettiğimizde hem geçmişle hem anla bağımız kesiliyor.



Benim de kokulu bir anım canlanmıştı birkaç yıl önce…

Bakınız şöyle:



Peeling.

Kadınlar bilir. Cildimizi ölü hücrelerden arındırıp, yenilemeye yarayan, genellikle içinde minik granüller olan kremle yapılan işlem. Soyma işlemi. Aynı zamanda yüzümüzdeki siyah noktalarımızdan da kurtuluyoruz bu sayede.

Günlerden bir gün aynanın karşısında peeling yapıyorum. Krem sürüyorum yüzüme. Burnumun üstündeyim, kremle minik minik masaj yapıyorum. Ama garip bir şeyler hissediyorum. Bir hoşluk, bir keyif hali…

Hayır hayır, siyah noktalarımdan kurtuluyorum diye değil. Ama niye bilmiyorum.

Böyle mutlu mutlu sürüyorum kremi, yüzümde gevrek bir gülüş. Niye mutlu ediyor bu krem beni, derken derken…

Evreka! Krem leylak kokuyor!

Evet! Leylak!



Bağlantıyı kurayım da ne ilgisi olduğu çıksın ortaya…



Malum, on yaşımın çocukluğu şimdiki gibi değildi. Sokaklarda oynardık biz. Bahçelerde ağaçlara tırmanır,  dutu, eriği, kirazı ağacın yerlere kadar meyve dolu dallarından yerdik.



Annemiz bilirdi nerede, kiminle olduğumuzu. İşine gücüne bakardı. Aklında bin soru, içinde kuşkuyla beklemezdi bizi camda. Güven vardı o zamanlar.

Ağaç tepelerinde dolaşan, güllerin, leylakların mutlu çocuklarıydık.



Leylaklı bahçe.

Arkadaşımla oynadığımız kocaman, etrafı leylaklarla çevrili güzelim bahçe…

Her defasında, eve dönerken, arkadaşımın annesi bir kucak dolusu leylak toplar verirdi bana.

O leylaklar, evdeki tombik cam vazonun içine konurdu güzelce. Ev misler gibi leylak kokardı…

O evin annesi, babası, abisi, kardeşleri hep bir aradaydı. O evde mutluluk vardı, bolluk vardı, huzur, keyif vardı. Çocukluğun en sevgili vazgeçilmezleri oradaydı, birlikteydi.



Leylak, güzel çocukluğun kokusunu getirdiği için mutlu etmişti beni.

Çocukluğumu üzerimde taşımak ve hep o mutlu gülüşle dolaşmak için leylak kokulu parfüm alacağım. Kendime hediyem olsun bari. Mevsimi gelince de kendime koca bir demet leylak göndereyim oldu olacak :-)



Ben bir keresinde de, yolda bir kadının peşine takılmıştım. :-)

Kadın annemin sürdüğü kremden kokuyordu çünkü.

O koku da çocukluğumdan gelmişti. Annem, arkadaşlarına çaya giderken makyaj yapardı hafiften. Ben de bir kenarda durur onu izlerdim. Öyle sinmiş ki belleğime o fondötenin kokusu, yolumu değiştirip, bir süre daha kenarda annesini izleyen küçük kız olmak için, annem kokulu kadını takip etmiştim…





Bebek gıdısı kokusunu bilir misiniz?

Hele de kendi bebeğinizse ve birkaç gündür yıkanmamışsa. :-)

Anneler bilir bu kokunun nefasetini… Yıkandıktan sonra kendi kokuları gider, şampuanın, sabunun satın alınan kokusu yerleşir tene. Ama asıl ten kokusudur sevilen... Bebek kokusudur.



Ev kokusu.

Her evin kendine has bir kokusu vardır. Eşyaların, ev sakinlerinin kokuları sinmiştir. Bazıları temizlik kokar. Bazıları yaşanmışlık.

Belleklerimizde çocukluklarımızdan kalan ev kokusu, aile büyüklerinin ve kendi evlerimizin kokusu olsa gerek. Babaannemlerin evinin kokusu mesela. Bir kere daha duysam, babaannemi görmüş kadar olurum herhalde… O kadar çok yer ediyor işte.



Yağmurdan sonra toprak kokusu. Tertemiz yıkanmış toprak kokusu.



Oruçlu ve açlıktan ölmek üzereyken, çocukluğun pide kuyruğundaki nefis ramazan pidesi kokusu.



Anne elinden çıkmış kuru köfte kokusu. Ne tadı, ne kokusu başkasınınkine benzemezdi, benzemeyecek…



Eskinin salatalık, domates, kavun, karpuz kokusu… Eskiden olduğu gibi kokmuyor hiçbiri. Ne koku, ne tat… Annem salata yaptığında evi salatalık kokusu sarardı. O kokuyu bir kere daha duyabilsem, annemin yaptığı güzelim dolma, pilav ve salatalı sofranın muhteşem fotoğrafı gelecek gözümün önüne, yine mutlanacağım biliyorum.



Aşklı sevişmelerin tütsülü ten kokusu. İçine çek kokuyu, orada dursun.

Aşk buram buram kokulu.



Koku duyunuzu kaybetmemek için burun yollarınızı açık tutun. :-)



Zira koku almak için, havanın burundan beyne giden yolda mutlaka bir tur atması gerekiyor.



Güzel kokulu, mutlu anılar dilerim…

Mutluluk koklayın hepiniz.

2 yorum:

  1. Mis gibi koktu bu yazin okurken:)

    Sanki bir bir o kokulari hissettim burnumun ucunda. Cocukluguma gittim, eskilere gittim, nerelere gittim geldim...

    Gözlerim bir de naftalin kokusunu aradi okurken biliyor musun? Bundan yillar evvel burada bir misafirlikte, banyoda burnuma bir koku geldi. Ayni senin o peeling'i yüzüne sürerkenki ruh halin gibi, birden birsey oldu bana. Bir tuhaf oldum...sadece bir koku almadim sanki. Sanki o an duygulandim, birseyleri hatirladim ayni zamanda, ne oldugunu cözemedim ilk anda.
    Hatta tuhaftir, naftalinin isminin naftalin oldugunu bile bilmiyormusum...sadece kokuyu hatirladim o an biryerlerden ve birsürü cagrisimlar yapti. Ev sahibi arkadasa sordum, o banyodaki koku neydi diye. Naftalin oldugu anlasilinca ve onun eskiden camasirlarin arasina konulan birsey oldugunu anlatinca arkadas bende jeton düstü yavas yavas.
    O naftalin kokusu benim TR'deki babaannemin, anneannemin, akrabalarin evlerindeki kokuydu. Cocuklugumda hep duyardim. Eskinin kokusuydu o, cok tanidik bildik güvendik bir kokuydu, cocuklugumun kokusuydu... uzun süre cikamamistim o banyodan...derin derin icime cektim...cocukluguma gittim geldim o birkac dakika icinde adeta...

    Bir de leylak kokusu...ah leylaklar. O da cocuklugumun kokusudur benim icin. Evimizin etrafinda vardi onlardan ben cocukken. Sonraki oturdugum evlerin yakinlarinda da hep vardi, gelip gecerken hep koklardim. Su anki evimin terasinda da var. Birkac sene evvel buraya tasindigimda, terasdaki o leylaklari gördügümde cok mutlu olmustum. Yakinda acacaklar yine...sabirsizlikla bekliyorum:)

    Seviyorum yazilarini be Nuray...daha okudugum ilk andan beri. Su siralar kitap okumuyorum. Onun yerine senin blogunu hedefledim bastan sona bitirmeye. Benim kitabim sensin bu aralar:) Iyi ki yazmissin, yaziyorsun... iyi ki kesfetmisim seni. Cok sey veriyor bana yazdiklarin. Güldürüyor, hüzünlendiriyor, duygulandiriyor, sasirtiyor, birseyler ögretiyor,hayran birakiyor.... beynime ve yüregime hitap ediyor. Iste bu da benim icin cok degerli. Sen yazmaya devam et, ben de okumaya devam edeyim seni:)

    YanıtlaSil
  2. Naftalin kokusu kalınca güzel olur, derin bir koku, insan üstüne sinmiş bir koku gibi sanki, insan kokusu gibi..
    Hele de çocukluğunda duyduğun bir kokuysa zaten nerede duyarsan duy o zamana gidiyorsun..
    Ne güzel bir dejavudur o!

    Leylaklar..
    Görünce beni hatırla, benim için kokla onları..

    Güzel sözlerin için teşekkür ederim. Çok naziksin..
    Senin yorumların da benim için kıymetli..
    İyi ki karşılaşmışız yahu:-)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...