14 Kasım 2007

Neyse


Bu kelime hayatımızda hep vardı elbet.

Ama yıllar önce Bir Demet Tiyatro’daki Lütfiye’nin “neyse”si olarak gösterdi kendini. Komik haliyle çıktı karşımıza bu defa.

Hatta onunki “neyse” değildi tam olarak. “Neyyyyyssseeee” idi. Hatırlayın, söylerdi söyleyeceğini ve hatta hep haklıydı söylediklerinde, lafı gediğine koyar, saçlarını savurur “neeyyyyssseeee” der giderdi ve söylediklerinde hep haklıydı.



Bir zaman, Lütfiye’nin “neyse”siyle neyse’ledik...

Onun tonlamasıyla, onun gibi saç savurarak. Ha bir de “hadi size iyi günnneer” dedik ayrılışlarımızda.

Komiklerin komiğini çıkardık kendimizce...



Şimdilerde öyle dilimize ek edecek yeni kelimelerimiz yok. Öyle komikler yok belki. Eski komikler.



“Neyse” bir ara komikleşse de benim için hep soğuk bir kelime olmuştur. Hele ki bir arkadaşımdan duymuşsam. Hem de ona içimin en derinini göstermekteyken, en kuytu sözümü, en sivri dilimi, en keskin öfkemi dökerken duymuşsam…



Ben bir şey anlatıyorum değil mi? Beni neyseleme…



Dinle.

Sus ve dinle.

Beni anladığını gösteren bakışlarla, vücut dilinle dinle beni.

Beni anladığını söyleyen kelimeler dök ağzından.

Bana sorular sor. Anlattır bana olanı biteni.

Bırak susuncaya kadar konuşayım.

Susunca sessizliğimi dinle benimle.

Haksızsam söyleme, benim şimdi hararetim var. Soğuyunca ben de senin gibi göreceğim her şeyi, o zaman söyle söyleyeceğini.

Ama bana kucağını açtığında saçımı okşa. Çekme onları.

Ben sırça köşkümün içinde geldim. Hassas ol bana.

Ben sağlamlaşınca betonla çevireceğiz o sırça köşkü merak etme. Betonarme olunca istediğini yap bana. Say, söv, kır. Canım yanmaz. Bilirim, ben sağlamlaşayım diye yaparsın. Bilirim, benden sonra beni düşünensin sen. Her şiddette depreme dayanıklı olayım istersin. Bilirim.

Ama şimdi değil. Şimdi elimi tut. Elinin içinde olsun bütün ruhum. Sıcacık hissedeyim kendimi.



İçimde kalmasın zehrim. Bırak dökeyim orta yere. Sensin benim benden sonra en yakınım. Ben kendime derman olamadım. Kendimi alıp sana geldim.

Öfkemle, ağrımla, kırgınlığımla. Beni yapıştır, onar, sakinleştir, iyileştir.



Hissettiklerimin daha ötesine git. Geride olan biteni gör, bana anlat.

Sözümün özü, bana ne olur “neyse” deme. “Boş ver” hiç deme!

İçime, kabuğuma itersin beni, kalbim kırık.

Bir daha gelmem kapına. İstemem elini elimde. Omzunu ıslatmam gözümle.

Beni anlamadığını anlatır o iki kelime. “Neyse, boş ver.”

Hele beni içimdeki bitinceye kadar dinlememişsen. Birkaç cümle sonra “neyse, boşver” demişsen...

Kırık kalbimi, boğazımdaki düğümü ve kendimi alır giderim.

Çok üzülürüm bir de...



Bana boş ver demeyen, hiçbir zaman beni neyselemeyen, asla boş verip, neyselemediğim benden sonraki insanlarım.

Sizi seviyorum.

Elim her zaman elinizde.

Omzun emrinizde.



Bu “neyse” komik olduğu kadar sulu gözlü de canım...



Neyyyyssseee...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...