14 Kasım 2007

Kirpiklerimdeki Yağmur

Dün yağmur yağdı.
Uzun zamandır ilk defa bu kadar boşaldı göğün içi…

Yolda yakalandım yağmura, korunmasız…

Kirpiklerime kadar ıslandım.
Gözlerimi kırptıkça yağmur damladı kirpiklerimden.
Mutlu etti garip bir şekilde…
Komik geldi, sıcak geldi işte.

Yağmurdan hoşlanmam aslında.
Hani, öyle yağmurda yürüyecek romantiklerden değilim.
Romantizmi geçtim, sinir bile olabilirim.
Soğuk, ıslanacaksın, üşüyeceksin sonra.

Keyifliysem eğer, yürümek istemem yağmurda, yağmursuz da alsında.
Ama tadım yoksa…
Yürürüm.
Islanmak, üşümek falan umurumda olmaz.
İzin veririm yağmura; yıkasın içimi, dışımı, aklımdan geçenleri.
Döksün yere, aksın gitsin karışsın denizlere.
Yürürüm yürüyebildiğim kadar.


Baskın karakter

Son kararı veren,
Tercih etmek isteyen,
Yerine göre arıza ama arızayken bile haklı olduğunu düşünen ve genelde haklı olan ,
Pek laf altında kalmaktan hoşlanmayan,
Son sözü söylemeyi seven,
”Asi, dik başlı ve özgürlüğüne düşkün” diye tarif edilen,
Eğip bükmeye çalışanları bozguna uğratan,
Baskın karakterlilerden misiniz?
Benden misiniz ? :-)


Kriter

Hayatınızdaki herkese koyduğunuz kriterler.
”Çizgin buraya kadar” diyen görünmez kurallar.

Yaş almadan oluşmuyorlar ama...
Oluştuktan sonra da bozulmuyorlar.

Hayatıma bir şekilde gölgesi düşenler, türlü çeşit derslerle yazılı olmayan kriterler hazırladılar benim için.
Yani ben yapmadım, onlar yaptı.
Gerçi kişilik özelliklerim de eşlik etti kendilerine pek tabii…

Nelermiş bir bakayım…

Yalan söylemeyecek, güveneceğim.
Hatırşinas olacak.
Mutluluğumla mutlanacak.
Zor günlerimde sormadan, düşünmeden koşacak.
Saygı duyacak varlığıma.
Sevildiğimi hissettirecek.
Beni dinleyecek.
Bana anlatacak.
Arkamdan konuşmayacak, iyi konuşursa bonus. :-)
İstikrarlı olacak.
Onun için kıymetli olduğumu hissettirecek.
Kendisine de saygı duyacak, kıymet verecek.
Sigara içmemesi harika olur.
Aklı, duyguları olgunlaşmış olacak.
Sitemkârsa, görüşmeyelim.
İnsani hassasiyeti olacak.
Eşitlikçi olacak.
İkimizin de yanlış anlamak ya da anlaşılmak gibi bir paranoyası olmayacak. Birbirimizi yeterince anlamış olacağız.
Beni yakından tanıyanlar yeterince bilirler bu yazdıklarımı.
Yeni tanıştıklarım da süzgecimden geçtikten sonra hayatıma girebilirler.

Çok katı görünebilir belki ama…
Huzurlu oluyor insan.
Başkası tarafından üzülmeye izin vermiyor bu sayede...

Esner mi kriterlerim?
Belki.
Zor ama.


Aşk

Aşk, gözün gördüğü her güzelliğe "O'da görseydi" iç geçirişidir.

Cesarettir.

Gözün bebeğine sunulacak en güzel hediyedir…
Her daim gülsün diye ışıl ışıl…

Anlamak, anlaşılmaktır.

Tamlıktır, tamamlanmışlıktır.

Sıradışılıktır.

Gözün gördüğü her güzelliğe "o'da görseydi" iç geçirişidir.

Pişmiş kelle sendromudur.

Atan kalptir, yaşamaktır.

Dünyadaki herkesi sevmek, hepsine sarılmak, “bağır çağır” ilan-ı aşk isteğiyle dolup taşmaktır.

Mutluluğun manik halidir.

O’na paranın satın alabileceği her şeyi almak isteğidir.

En akla gelmeyecek, en şaşırtıcı sürprizleri yapmak için beyin fırtınası yapmaktır.

Bir aradayken özgür olmaktır.

Dünyanın en güzel duygusudur.

Dünyanın en kötü duygusudur.

Artı-eksi dengesizliğidir.

Gururdur.

Gurursuzluktur.

Sınırların, kuralların konup konup sonra yerle bir edilmesidir.

En büyük lokmaların yendiği, en büyük lafların edildiği bir garip duygu durumudur.

İçine düşüldüğünde kadının kadın, erkeğin erkek gibi hissettiği yerdir.

Aşk her türlü ezasına rağmen güzel bişeydir.
Tekrar tekrar düşülmek istenen.

Tam adı konulmuş, dilimizde değil ama..
“Fall in love”
Aşka düşmek.

Allah düşürsün hepinizi.
Aşka.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...