28 Aralık 2007

Saçımı Okşa








Saçımı Okşa

Kadınlar bilir.



Saçın okşanması başka bir duygudur.

Şefkat, sevgi, ilgi, huzur, sıcaklık, rahatlık, aşk.

Hepsini bir anda hissettirir insana…



Kimin saçını okşarsanız biraz daha sokulur size, sessizleşir, huzur kokar, üstünüze sindirir kokusunu.

Veriş-alıştır saç okşamak…



Sevginin başka türlü bir ifadesidir.

Pek özel, ince...



İncecik sevmektir... Cemal Süreya gibi, ince ince sevmektir.



El narindir, naziktir saçlarda gezinirken.

Ruha da dokunulur belli belirsiz...



Sakinleştirir saç okşamak.



Güldürür. Gevrek gevrek güldürür.



Aşkın en yalın halidir.



Dizlerine yatıp saçınızı okşayacak sevgili bir el, aşklı bir sevgili varsa, doğru dizlerine…





Mayın
Kestirip atsak şu kadınlığımızı
Kurtulsak kendimizden...
Dümdüz bir erkek olsak
Ne mutlular onlar!
Ne güçlüler...
Ne gamsızlar!


Mutsuz olsalar da bizim kadar eğilip bükülüp, kıvranıp, acımıyorlar…
Ya da içlerinde patlatıyorlar içlerindekini.


Onlar güvenli bölge.
Biz tepeden tırnağa mayın!


Elimiz neremize deyse güm, güm!
Ölmüyoruz da...


Sürünüyoruz!


(Kadın olmaktan bıktığım bir ara, bir kız arkadaşıma yazmıştım bunu…
Mayınlarımdan temizlendim.
Yaşıyorum, ölmeden :-))




Aşk olmadan olur mu?


Kocalar eğer iyiyse, dövmüyor, sövmüyorsa, kumarı, kahvesi, alkolü, sigarası, karı kız sevdası, gece hayatı yoksa...


Evine, karısına sadık, çocuklarına iyi baba, sorumluluklarını bilen koca, aileye iyi damat ve her şeyden önce düzgün ve "iyi" bir insansa...


Aşk olmadan da gider mi evlilik?
Tutkusuz, heyecansız, inişsiz çıkışsız, sakin sakin, yumuşak yumuşak...
Bu durum yaşlılarımızın yaşadığı bir sükûnet değil midir?
Gençliğe sığar mı bu haller? :-)


Hele bi yol deyiverin. :-)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...