20 Temmuz 2009

Yabancı Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirme Yöntemleri






Her ailenin kendine özgüdür evet.

Fakat onların bizden çok daha rahat olduklarını gözlemlemişimdir hep.



Hemen örnek vereyim.

Tatildeyiz, bir anne ve 3-4 yaşında bir çocuk, şezlongda uzanmışlar, anne kızına kitap okuyor.

Gayet sakinler.



Bize bakıyorum, hele ki çocuklar kumda oynuyorlarsa;

Başına güneş geçecek yavrucuum...

Dikkat et suya çok yaklaşmaaaa...

Kardeşle paylaşsana kovanı küreğini...

Kavga etmeyin!

Kime diyorum cocuuuummmmm!!! 



Tabii bunlar, oturduğumuz yerden, en yüksek perdeden çocukla iletişim kurma yöntemi.



Çocuk istemediğimiz bir davranışta bulununca da, yer ve zaman gözetmeden çata çat kavga edip, bağırabiliyoruz.



Yemek saatleri.

Çocukların önünde bir tabak. Onlar da anne babaları gibi çatal bıçak kullanarak yiyorlar yemeklerini. Sessiz, sakin.

Biz, elimizde tabak, büyük ihtimal peşlerinde koşuyoruz yesinler diye.

Öyle değilse, masadayız hep birlikte ama çocuğa yine biz yemek yediriyoruz.

Yabancıların çocukları çok daha küçükten kendileri yemeye başlıyorlar.



Anneler her şekilde rahatlar...

İki yıl önce şubat ayı çok soğuk ve karlıydı hatırlarsınız.

Kuzenimin arkadaşları geldi Hollanda'dan dört günlüğüne. Onlarla bir gün geçirdik.

Karı koca, üç yaşındaki çocuklarıyla gelmişlerdi.

Ve kadın sekiz aylık hamileydi!

Ben hayatta cesaret edemem o kadar küçük bir çocukla ve sekiz aylık hamilelikle yurtdışına çıkmaya. Hele ki karlı, buz gibi bir mevsimde.



Nasıl bir cesaret, nasıl bir rahatlık.

Kuzenime sıkı sıkı tembihledim, aman sıkı giyinsinler, çok soğuk burası, donuyoruz falan diye.

Gele gele içinde ince yünlü bir kazak ve ince bir ceketle gelmişti hatun.

Çocuğa giydirdiklerini söylüyorum; içinde sadece bir tulum body, üstünde tek parça, astronot tabir edilen bir mont.

Ben herhalde kat kat giyinir ve giydirirdim.

Lahana bebek ve ailesi olurduk kesin. :)



Dolmabahçe Sarayı'nı gezdik birlikte.

Herkes nasıl garipser bakıyordu kadına ve yanındaki çocuğa.

Hamile ve minicik çocuk ve Dolmabahçe?



Aslında ben çok özendim onlara.

Biz fazla ince eleyip, sık dokuyoruz.

Çok şey kaçırıyoruz o arada...



Çocukları yetiştirirken de öyle.

Tez canlıyız.

Her şeyi onlar yerine biz düşünüp yapıyoruz, sorumluluk vermeyi erteliyoruz, yapacaklarını biz söylüyoruz.

Bir şirin sözlerine kanıveriyoruz.

Gerektiğinde kararlı olamıyoruz, oluyoruz ama yarım bırakıyoruz yufka yüreklilikten.

Disiplinli olmayı bir türlü başaramıyoruz, bir yerden mutlak fire veriyoruz.



Onlara kendilerine güvenmeyi, aslında hayatta hep tek başına olduklarını öğretip, çaktırmadan güven duygusunu da ruhlarının en derinine zerk ediyor olmalıyız.

Ama biz ne yapıyoruz? Havada, karada, yağmurda, çamurda her zaman arkandayız evladım, yaslan bize, diyoruz. Tamam, yaslandıracağız elbette ama bir gün yaslanacak biri olmadığında da ne yapacağını biliyor olacak. Tek dayanağının aslında kendisi olduğunu bilecek.

Onun yerine düşünüp, karar verip, ne doğru, ne yanlış tespit edip, hayatı hazır paket hakinde onlara sununca, hayatın kendi çemberleri içinde yaşanandan başka bir şey olmadığı, her rengin pembe olduğu yanılsamasına düşüyorlar.

Bazen incinerek, hata yaparak, acı çekerek, düşerek, bir süre kalkamayarak, ağlamayı da bilerek öğrendikleri hayat lazım onlara.

Tek başına kaldıklarında şaşkın ördek yavrusuna dönmeyecekleri bir hayat.

Olmuyor, yüreğimiz yufkadan ince.

Kıyamıyoruz.



Her şeyiyle yolunda giden ebeveyn çocuk ilişkileri de var elbette.

Hatta yabancıların içinde de, görünen resme rağmen, yanlış giden şeyler vardır.

Belki bu disiplin, bu katılık, bu yalnız başına bırakmalar çocukları farklı yerden vuruyordur bilemiyoruz.

Ama benim dikkat çekmek istediğim, onların sakinlikleri, çocuklara sorumluluk, veriyor olmaları ve belki birazcık soğukkanlı oluşları.



Kanımız sıcak bizim.

Bazen denge kurmakta zorlanmamıza sebep olacak kadar.








5 yorum:

  1. Avrupa'da büyümüs, orada yasayan ve bunlari sürekli birebir gözlemleyen biri olarak sana hak veriyorum.
    Elbette onlarda da cok yanlis egitenler, yanlis yapanlar var...hem de cok fazla. Ama geneline bakarsak, hep hayran kalmisimdir Alman'larin cocuk yetistirmesine. Bebekken baslar zaten. Bizim cocuklarimiz kucakda sallanirken, pispislenirken, onlarin ki yatirilir yataga ve kendiliginden uyurlar. Bizimkilerin cocuklarini gec saatlerde görebilirsiniz heryerde, sokakta, isafirlikte. Onlarin cocuklarini gec saatte asla göremezsiniz.Hepsi saat 7-8 de yataktadirlar.

    Disarida, marketlerde, cocuk parklarinda gözlemlerken hayran kalirim coguna. Tesekkür ederler,özür dilerler, birbirlerine saygili davranirlar, siralarini beklerler, vs....tipki büyüklerden gördükleri gibi.
    Ama simdiki anne babalarin cogu da cok bilincli ülkemizde, cok sahit oluyorum ve cok mutlu oluyorum. Ileride biz de oralara gelecegiz inaniyorum. Yani inanmak istiyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Misafirlikte" olacakti o :) Klavyemdeki "M" harfinde bir sorun var, takiliyor bazen, tekrar tekrar basmam gerekiyor tusa. Ama demistim ya daha önce,iyi ki "H" harfinde sorun yok. Yoksa hep Trakya sivesiyle devam etmem lazimdi. Yani 'epten batmistik beya:)

      Sil
    2. Sen söyleyince dikkat ediyorum m harfine:-) Beyin onu görmeden öyleymiş gibi okuyor geçiyor. Hani birkaç harfi eksilterek yazılan bir yazı vardı, şifreli gibi, hepsini okuyup anlayabiliyorduk. İnternette dolaşan birşeydi bu.. Beyin ilginç yahu..

      Bir öğretmen şunu demişti. Geziye gitmişler bir otobüs dolusu çocukla. 2 gün geçirmişler birlikte. Döndüklerinde tek bir tanesi bile teşekkür etmemiş. Kadına nasıl dokunmuş! Bana bile dokundu..
      İnanamıyorum bazen bu duyarsızlığa, kabalığa..
      Buradaki yeni nesil feci. İçlerinde parmakla gösterilenleri var tabii ama...
      Ben de inanmak istiyorum daha iyi olacaklarına.

      Sil
  2. Ben buna yıllar evvel Ölüdeniz'de dikkat etmiştim, minicik bebeler yerlerden yemek yiyorlar, anne banalar aldırmıyorlardı bile. Restaurantta da durum farksızdı, kendi tabakları önlerinde kuzu yiyorlardı yemeklerini. Bizde çocuklar cam fanusta özenle yetiştirilip hayata salınıyor ve sudan çıkmış balığa dönüyorlar genelde, benim kızda da durum farksız :(
    Sevgiler
    Sibel Akçalı

    YanıtlaSil
  3. Üstelik onlar çok daha küçük yaşlarda kendi başlarına yemek yemeye başlıyorlar.. Bizimkiler neredeyse 6 yaşında bile hala arkalarından koşturuyorlar bir kaşık yemek için..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...