22 Ocak 2010

Çocuklar ve Arkadaşları




Arkadaş çocukluk yaşlarında önemlidir.
Sırf çocukken değil, her yaşta kıymetlidir, anlamlıdır, olmazsa olmazdır.

Çocuklukta arkadaşla küsülür, barışılır, tekrar küsülür, tekrar barışılır:-)
Saftır, sevgilidir, komiktir bazen..
Çocuk arkadaşlar birbirlerine zarar vermez, olur arada itişme kakışma ama geçer gider işte..
Hatta anneler birbirine girer bu yüzden,konuşmazlar falan ama çocuklar o arada tekrar oyuna dalar, çocuk olmakla büyük olmak arasındaki farkı gözüne sokarlar insanın :-)

Çocukluk arkadaşının zararsızlığı, gençliğe geçildiğinde korku vermeye başlar..
"Arkadaş seçimi çok önemli"
Bunu duyarsınız her yerde..
Çocuk eğitimi kitaplarında, "çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık ettiklerini bilin, ailelerini tanıyın" dendiğini okur, annenizden "aman çocuğum, çocuğunun arkadaşlarına dikkat et" sözünü duyarsınız her daim..

Neden önemlidir gençlikteki arkadaşlıklar?

Gençken, büyümeye başlarken, yanımızdaki arkadaşlarımızı yol arkadaşımız gibi görürüz..
Onlar bizi en iyi anlayandır, dilimizi en iyi konuşandır. aynı müziği dinler, aynı dünyada yaşarız.
Güldüklerimiz aynıdır, nefret ettiklerimiz de.
O ne diyorsa doğrudur.
Anne babanın dediklerine kulak tıkadığımızda duymak istediğimiz onların kelimeleridir.
Yaptığımız yanlışın yanlış olduğunu göremeyen yaşdaşlarımız, yandaşlarımızdır.
Dedikleri doğrudur, yaptıkları, giydikleri, gittikleri, aldıkları, verdikleri...
O kadar derindir ki bağımız, göbeğimiz bir kesilmiş gibi, "o uçurumdan atsa kendisini, sen de mi atacaksın?" der annelerimiz arkadaşa dönük yüzümüzü her gördüğünde..
Evet diyecek kadar da deli cesaretliyizdir:-)

Arkadaş sigara içer, biz de alır içeriz, o yapıyorsa doğrudur.
Anne baba anlatmış, o kadar örnekler vermiş.
I-ıh, arkadaşı en doğru.
Anne baba bilmiyor hiç bir şey.
Eski kafalı, baskıcı, benim için her şeyin en doğrusunu bidiğini sanan sabit fikirli!

"Sırrını söyleme sırdaşına, sırdaşın söyler sırdaşına" der anne.
Çocuk duymaz..
"Bu çocukla dolaşma, iyi biri değil bu, kötü alışkanlıkları var, iyi demiyorlar onun için" der,
Çocuk arkadaşına bakar, annesine bakar bir de...
Annesine gıcık olur, arkadaşına daha bir sıkı sarılır.
Çünkü anne hiç bir şey bilmez..
Her şeyi kötü görür.
Her daim onu en sevdiği arkadaşlarından etmek için kötü kötü senaryolar yazar.

Çocuk kördür.
Çocuk göremez, anlamaz, bilemez.
Ne doğru, ne yanlış.
Ona göre arkadaşı dünyanın en iyisidir.
Bir dolu şey paylaşmıştır. Hem annesinden daha çok anlar kendisini, iyi bir dinleyicidir, fikirlerine saygılıdır.

Evdeki baskı, her daim onu yap, bunu yap'lar, arkadaşında yoktur...
Ne yaparsa yapsın hep güler yüz, hep açık bir kapı vardır orada.
Tercih sebebidir.
Yaşdaş olmak sebebiyle dünyaları eştir, ait hissederler o dünyaya.

Arkadaş her yaşta önemlidir.
Fakat nasıl bir aileye mensup olduğu, kişiliği, onun arkadaş çevresi, kendi yaşadığı yer, alışkanlıkları vs. gençlikte çok daha önem kazanıyor.

Siz çocuğunuza iyi eğitim verdiğinizi düşünseniz de…
Ailesinden iyi eğitim almamış, bin bir sebepten maalesef ki anne babaların içini acıtan bir hayatı tercih etmiş, küfür, sorumsuzluk, saygısızlık, gibi kavramları giyinmiş çok sayıda arkadaş arasında "anormal" gibi duran çocuğunuzdan endişeleniyorsunuz.
"Sanki onlar normal, ben anormalim" diyen çocuğunuzdan acaba o da bir gün "normal" olur mu diye düşünüyorsunuz ekşi ekşi.

Bulduğunuz her fırsatta onun özel olduğunu,
Sahip olduğu erdemlerle ne kadar gurur duyduğunuzu,
Her zaman kendisi olmanın onu farklı bir konumda tutacağını,
Sıradan olmamanın tadını çıkarmasını,
Herkese eşit mesafede durup, kimseye farklı muamele yapmamasını fakat sınırlarını belirgin ve görülür şekilde çizmesini,
Elinde kriterleri olmasını ve seçimlerini bu kriterlere göre yapmasını,
Herkesten öğrenecek bir şeyi olduğunu ama öğrendiklerini doğru yerde doğru zamanda kullanabilme yetisini edinmesini,
Kalp kırmamasını, saygıyı, dürüstlüğü, sorumluluk duygusunu vs. vermeye çalışırsınız..

Bu çabanızın boşa gitmeyeceğini düşünür, çocuğunuzun hep anormal (!) kalmasını dilersiniz.
Çocuğunuzun arkadaşlarını ve ailelerini tanımaya çalışmak, çocuğunuza arkadaşının sağladığı konforu; anlaşılmayı, dinleniyor olmayı, saygıyı, her türlü paylaşımı, korkmadan, çekinmeden her şeyi anlatabilmeyi, ne yaparsa yapsın her zaman elini tutabilecek mesafede olduğunu bilmesini sağlayıp, bu güveni verdikten sonra, "arkadaş" ailelerin korkulu rüyası olmaktan çıkar mı acaba?

Yoksa her şeye rağmen çocuklar, arkadaş çevresindeki yanlışları göre göre, yanlışı doğru gibi algılamaya başlarlar mı?

Anne olmak ne zordur.
Ne çok sorusu vardır...
Anne sorar durur, elinden geleni yapar ama zamana bırakır her şeyi...
Olması gerektiği gibi.

mi?

:-)

Sor işaretli annelere selam olsun.
Soruları cevap bulsun.
Cevapları doğru olsun :-)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...