10 Ocak 2010

Okuyamıyorum



Aslında kitap okuyamıyor olduğumdan söz edeceğim ama okuyamıyorum deyince ilaç prospektüslerini okuyamıyor olduğum aklıma geldi:-)

İlaçların ne işe yaradıklarını bilmek isterim. Prospektüse bakarım mutlaka.
Yaklaşık bir yıl önce, hastayım, doktorun yazdığı ilaçlardan birinin prospektüsünü aldım, bakıyorum.
Bakıyorum ama göremiyorum.
Yakına getiriyorum kağıdı, ı-ıh!
Uzaklaştırıyorum, yine göremiyorum.
Dedim, kör oldum.. Yakını da uzağıda göremiyorsam neyi görüyorum bilemedim, nasıl görüyorum ya da :-)
Bi göz doktoruna gideyim de söylesin bari.

Kitap okuyamıyorum, evet. Diyeceğim bu aslında. Ama göremediğimden değil. Yazı puntoları henüz okuyabileceğim ebatta.

Elime aldığım her kitabın başına aynı şey geliyor bu aralar.
Önceden başucumda en az iki kitap olurdu. Uyumadan önce mutlaka okurdum. Mutlaka ama...
Bir sayfa, iki sayfa, sayfalarca..
Şimdi?
Alıyorum elime bir kitap, birkaç sayfa okuyorum, ille bir kusur bulup bırakıyorum. Bunda mantık hatası var, ne saçma.
Bu tarihi, hiç sevmem, sıkılırım, odaklanamam.
Bunda çok fazla isim var, kayboldum.
Çin'de geçen birkaç kitap var ama artık onları da sevmiyorum. Hep aynı.
Bu da fena değil ama mitolojiye daldı, ı-ıh, sevmem.
Ay bu iyi gidiyordu ama hayalet mayalet, hay allahım!
Bu da aşk anlatıyor, ama sıradan, bildik, sanki eskiden aynısı yazılmış üstelik..
Off...
Neden okuyamıyorum artık?

Bir kitap elimdeyken saydığım sayamadığım seksen sebepten yarısında bırakıp kitaplığıma koşuyorum, başka bir tane okuyabilir miyim, diye.
Aldığım her kitap aynı sona uğruyor..
Durmuş olabilirim. Bazen okursunuz okursunuz, artık alamazsınız. Ara vermek gerekir.
Zaten okumak da istemez bünye. Olmuştur bana da.
Ama bu defa öyle değil.
Ben istiyorum da okuyamıyorum.

Ne çok eğlenirdim oysa, ne çok severdim.
Çantamda bile taşırdım kitabımı. Bir yerde sıra beklerken, otobüste giderken, uçakta, bankta, plajda her yerde okurdum.

Kendime okuma saatleri ayırırdım, kitabımı alıp yatağıma uzanmak, kapıları kapatmak, televizyonu açmamak, tepe lambamı açıp, kitabın kişileriyle oradan oraya gitmek, o duygudan diğerine geçmek ne harikaydı.

Elimdeki son kurbanın adı Monte Kristo Kontu :-)
En son kitaplığa geri koyma kararı almıştım, vedalaşacaktım onunla da..
Ama bir şans vermeliyim artık.
Bu kadar naz niyaz..
Gözlerim prospektüsler gibi kitap puntolarını da seçemeyecek, göreceğim günümü:-)

3 yorum:

  1. Ayni hissayattayim. Bazen dinlenmek gerekiyor sanirim, o dunyalardan uzaklasmak. Ben uzundur o haldeyim. Umarim tez zamanda cikariz ikimiz de bu hallerden...
    KLM

    YanıtlaSil
  2. Geçer...

    Bana da oluyor dönem dönem, vardır bir nedeni illa da bilmemiz gerekmeyen. :)

    Esra Aytekin

    YanıtlaSil
  3. Okumaya ara vermek gerekir bazen. İnsan dinlenince yeniden şevkle okuyabilir. Bir de insan çok okudukça iyice seçici olmaya başlıyor. Fakat iyi yazarlar da var. Mutlaka bulursunuz okuyabileceğiniz kitaplar. Bir süre sonra bakının, göreceksiniz. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...