29 Mayıs 2012

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi



Son yılların en marjinal, ters köşe televizyon dizilerinden biri.
Alternatif, ezber bozan, klişesiz.
İzleyeni çok, izlemeyeni de.
Ya çok seviyorlar, ya nefret ediyorlar.
Aşk-nefret ilişkisi yaşatmıyor ama.
İzlemeye başlıyorsanız bir şekilde çok seviyorsunuz. Tüm karakterleri hem de.
Karakterlerinin çoğunun tüm kabalığına, edilen küfürlere, argoya rağmen hem de.




Bu dizi önce bir yazarın kafasında filizlenmiş.
Filizlenen kelimeler bir kitaba doluşmuş. Adı "Her Temas İz Bırakır" olmuş.
Yazarın adı Emrah Serbes.
31 yaşında.
Tiyatro oyunları yazarken, polisiye kitap yazmaya yönelen, akıllı, gündemi takip eden, insan, komik, cesur, duyarlı bir genç adam.
Behzat Ç. dizisi de kendi karşılığı aslında.

Emrah Serbes, ilk romanını sinemalaştırmak istemiş ama olgunlaştıramamış senaryoyu. Sonra dizi olmasına karar vermiş. Taslak hazırlamış ama beğenmemiş, olmamış.
Aynı evi paylaştığı arkadaşı  Ercan Mehmet Erdem'e, en iyisi senaryoyu sen yaz, demiş.
O da zaten hikayeyi daha word dosyasıyken bildiği ve devamlı üzerinde konuştukları için yazmaya başlamış zorlanmadan.
Yani Emrah, Ercan'a güvenmiş ve Behzat Ç. dizisi dünyaya gelmiş.

Dizi tek başına senaristi ya da yazarıyla var olmuyor elbette. Oyuncular ve hatta tüm set ekibi, dizinin kalitesini ve izlenilirliğini etkileyebilecek güce sahip.
Hepsi çok şanslı olduklarını düşünüyorlar.
Çünkü sette; yönetmeninden çaycısına, ışıkçısından kostümcüsüne herkes aynı dili konuşuyor. Uygun kimya yakalanmış yani. Bu kimya diziye samimiyet olarak yansıyor.



Her Temas İz Bırakır kitabının tamamı ilk bölümde tüketiliyor.
Sonraki bölümlerle karakterler eklenip konu genişletilerek devamlılık sağlanıyor.
Dizi devam ederken, Emrah Serbes'n ikinci kitabı Son Hafriyat, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm adıyla film oluyor. Film ve dizi eş zamanlı çekiliyor.



Diziyi takip edenler filmin gösterim tarihini soluksuz bekliyorlar. Gün sayıyorlar adeta.
Sonunda görücüye çıkıyor ve çok beğeniliyor.
Zaten dizinin her bir bölümü film  kalitesinde ve tadında olduğu için, film de izleyenlere
dizinin bir bölümünün sinemaya aktarılmış hali gibi geliyor.

Polisiye roman uyarlaması olan Behzat Ç. dizisi, cinayet şubenin yaklaşık 10 çalışanını ve onların ailelerine yayılan bir cast'a sahip.
Dizi karakterleri öyle kemikleşmiş ki her birini sanki daha önceden tanıyor ve çok seviyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz zaman geçtikçe.
Dizi, dünya ve ülke meselelerine kafa yoran, politik, günceli takip ediyor.
Her bölümde mutlaka Akbaba'nın "aga cinayet var" demesiyle cinayet çözülmeye çalışılıyor ekipçe.

Cinayet masasının ne menem bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Her gün cinayete kurban giden biri, ceset, morg, maktul yakınları, şüpheliler, deliller, soruşturma, gözaltı, katile giden yol ve sonuç.
Cinayet çözülürken eş zamanlı olarak karakterlerin yaşamlarına da tanıklık ediyorsunuz.
Komik ögeler serpiştirilmiş dizinin zeminine. En dramatik anda bile bir güldürebiliyorlar.
Bazen çok geriliyorsunuz, tahminlerinizin ötesine varıyor iş.
Acımasız, soğukkanlı seri katiller, ekipten birilerinin muhbirliği, arkadan iş çevirmeler, aslında en büyük zararın en yakından gelebileceğine tutulan ayna..
Bir tutam aşk, bir tutam gizem, biraz fırlamalık: Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi.





Behzat Ç. karakteri Erdal Beşikçioğlu'nun elinde nefes alıyor. Aslında yakışıklı, karizmatik, hoş.
Fakat karakteri allayıp pullayıp cillop gibi çıkarmamışlar ekrana.
Behzat Ç başka biri.

Çirkin, bıyıklı, her daim kirli sakallı, saçı başı bir yanda, birası elinden düşmeyen, gündüz bile kupasından ya da şişesinden votkasını içmeyi rutin sayan, küfürlü, argo, kaba bir adam.
Genel olarak geçmişine baktığımızda aslında tam bir "loser".
Fırtınalı aşklar yaşıyor. Sağı solu beli değil. Ne âşık, ne değil.
Kadınların bayılacağı bir erkek tipi değil ama niyeyse tüm kadınlar bayılıyor ona:-)
Mesela "seninle mutsuzluğa da varım" diyen kadınları mutsuz etmesi muhtemel. Ama o kadınlardan biri gidip onunla evleniyor :-) 

Behzat Ç başının dikine giden, kalıplara sığmayan, kural kaide dinlemeyen, itaat etmeyen ve bu yüzden aldığı cezalarla yıllardır terfi edemeyen bir cinayet büro komiseri. Kanunlar umurunda bile değil. Çoğu kez vicdanıyla karar veriyor. Sonuçlarına katlanacak kadar da gözü kara. Dünya yansa umurunda değil.
Agresif, ne zaman, neye, nasıl tepki vereceği belli olmayan saatli bomba prototipi.
"Nasılsın, neden, niçin" sorularını ya cevapsız bırakıyor ya da "saçma sapan konuşma la" diyor.
Deli işte.
Ekibin başı, çalışanların ilk adresi, hepsinin en agresifi ama en yufkası, en yüreklisi.
Hikâyenin belkemiği.

Akbaba, Hayalet, Harun, Eda, Cevdet, Şevket, Şule, Savcı Esra, Suna Komiser, Aziz Abi, Selim, Ercüment, Memduh Başgan, Ceyda, Bahar, Gönül ve diziye dâhil olan tüm figürasyonla birlikte son zamanların en iyi işlerinden biri.  




Dizide suçlu psikolojisi de analiz ediliyor. Katillerin neden katil olduğunun alt metni yüzeye çıkarıyor. "Yaptım ama bi sor niye?" cevap buluyor çoğu kez.
Her katil suçlu mudur'u sorgulatıyor.

Bu kadar açık yürekli ya da şefkatlice yaklaşmıyorlar elbette her katile.
Dayak ve küfür var. Çoğu kez sorguda Behzat'ın elinden adam alıyorlar. Öylesine kaybediyor kendini.
Ama bazen, esas aldığı insanlığı, pişmanlık bile yansıtıyor yüzüne.
Senarist karakterleri vicdanlarıyla hareket ettiriyor.
Belki izleyiciyi yakasından tutup bırakmayan duygu da budur. 

Cinayet Büro'nun çoğu Ankara aksanı argolu.
"Aga, la, bebe, ha" gırla. Ettikleri küfürlere” bip “ yetişmiyor:-)
Tabii ki başı Behzat Ç çekiyor.
Bir ara dizideki kadınların yanında daha az bip’lenmeyi denediler. Daha iyiler şimdi. 
Mütemadiyen uyarı alıyorlar.
Şiddet içerdiği için uyarı aldıklarında "Meclis TV'yi açın, orada daha çok şiddet görürsünüz" diyorlar.

Bazen aldıkları uyarılarla dalga geçiyorlar. Mesela RTÜK'ten aldıkları içki uyarısından sonra; her akşam içki masasında toplanan ekip, bir akşam Behzat'ın evinde çay masası kuruyorlar, ortada şekerlik, tabaklarda çerez falan. :-)

Tabii bu dikbaşılıkları haklarında daha fazla uyarı almalarına sebep oluyor. 

En son dizi bakanlığa ve RTÜK'e şikâyet edildi.
Meclise verilen soru önergesi tartışılmaya sunuldu.
Gerekçe de şu: "Dizide polis rolü yapan, dolayısıyla dizide devleti temsil eden karakterler, görev esnasında alkol alıyorlar, evli olmadıkları halde beraber yaşıyorlar  ( Evlendiler, rahat etti herkes. Namusumuz temizlendi (!) ) ve Türk aile yaşam kurallarına uygun olmayan davranışlar sergiliyorlar."

İçimden şunu demek geliyor.
Behzat Ç. dizi la, dizi. :-) 

Ankara Emniyet Müdürü benden daha aklıselim bir cevap vermiş mesela:

"Behzat Ç'yi sadece televizyon dizisi olarak değerlendirmek gerekir. O dizideki uygulamaların bizim mesleğimizle alakası yok. Onlar gibi yapan olursa ikinci gün meslekten ihraç edilir. Ne kullanılan dil, ne o argo, ne sorgulama ne de tahkikat yöntemleri bugün var." 

Dizinin takipçileri, sahipleri aynı zamanda.

Meclise dizi hakkında yapılan suç duyurusundan sonra Behzat Ç. severler Çankaya Belediye'sinin desteğiyle açık havada yaklaşık bin kişiyle diziyi izleyerek şikayeti protesto ettiler.

Bu kadar uyarıdan sonra dizinin yayından kaldırılma korkusunu duyuyorlar içlerinde haklı olarak.

Bu yüzden hep bir ağızdan "Behzat Ç'ye Dokunma! " diyorlar.

Sezon finaline kadar yine açık havada binlerce kişiyle diziyi izleyerek aynı desteği veriyor olacaklar.




Evet, dizide küfür var, argo var, içki var, şiddet var. Hangisine oh, iyi ki de var diyebiliriz, ya da böyle bir şey, nereden icat ediyorlar bunları, diyebiliriz ki?
Hayatın içinden hepsi. Karakterler de, cinayetler de, davranışlar da, aşklar da, komedi de.
Ha, dozunu tartışabilirim. Mesela içkinin neredeyse iki sahneden birinde olmasını eleştirebilirim. Olsun ama bu kadar olmasın, ne olur ki?
Ama küfür sevmeyen, nezakete bayılan biri olarak küfürlerine dokunamam. Kabalıklarını çıkaramam üstlerinden.
Çünkü onlar öyle. Öyle doğmuşlar. Doğaları bu.
Kabul eder izlersiniz; nefret eder izlemezsiniz.
Tercihe bırakmışlar kendilerini.

Ekrandaki diğer polisiye dizilerden keskin bir bıçak gibi ayrılıyor.
Bakınız şöyle:-)



Dizi 4 bölüm önden gidiyor, yedekli çekiliyor.
Leyla ile Mecnun dizisiyle ortak bölüm yaptılar. Birbirlerine konuk oldular.
Temelde kafalar ortak ama iş olarak farklı kulvarlarda olmalarına rağmen kafa ortaklığı iki dizinin izleyicilerini aynı dizide buluşturabildi.
Yönetmen Serdar Akar.
Senarist Ercan Mehmet Erdem.
Emrah Serbes 10 bölümde bir yazıyor.
Müziklerini Pilli Bebek yapıyor.
Ekşi sözlük, twitter, facebook gibi sosyal mecralarda rekor sayıda online yorumlar alan, izleyicisi, "hastası" bol, köşe yazarlarına sık sık konuk olan, deli dolu, başına buyruk, kendine has, soyadı Ç olan bir dizi işte.

Seviyoruz merkez:-)

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Her Cuma 22.30'da Star'da.

Alakasız Not: Emrah Serbes'in Erken Kaybedenler adlı kitabını almanızı hararetle öneririm. İçindeki çocukla tanışırsınız. Sever bağrınıza basarsınız...

Alakalı Not:  Siz de "Behzat Ç'ye dokunma!" diyorsanız RTÜK'e yazabilirsiniz:






18 yorum:

  1. Bu sene başladım ben izlemeye,Ankara'da yaşıyor olmanın da etkisi oluyor herhalde ama evet seviyorum, seviyorum la işte :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara'da olunca, izlemek daha bir başkadır. Mekanları biliyorsunuz, karşılaşma olasılığınız yüksek, çekim izleyebilirsiniz, açık hava gösterimine gidebilirsiniz. Şanslısınız yani:-)

      Sil
  2. Diziyi hiç izlemedim, hiç bir fikrim yok, fikrim kalmadı zaten, hem devletmizin bir bildiği vardır helbet:)))

    YanıtlaSil
  3. Elinize saglik harika!
    dizi la dizi dizi demek istiyorum ben de kesinlikle nedir bu asiri tepkiler anlayamiyorum.
    Cok severek izliyoruz biz de Bahzat C'yi ama gecen sezonu ozlemiyor degilim. mesela behzat sorguya girmez oldu neredeyse, neden? O elini kaldirmayinca ulkemizdeki iskenceler son mu bulmus oldu?
    Bu evlilik deseniz ayri bir hikaye ne gerek vardi?
    tam da dediginiz gibi aman ne iyi oldu herkes rahatladi.
    Hani sevketin raki sofrasinda dedigi gibi evlilik guzel sey sarilirsin karina komkbi hep 2 de durur. Tasarruf olur. Budur!
    Umarim baskilara kurban gitmez behzat C. ve umarim hep behzat C gibi kalir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım kalır..
      Bakalım ilerleyen günlerde kaderi belli olur. Ya apar topar bitirirler diziyi, ya bir şans daha verilir ki verilsin lütfen:-)

      Sil
  4. (bazi yazim hatalarini düzeltmek zorunda kaldim da, yukaridaki edit ondan yani)


    Gel de bu yazidan sonra bu diziyi izleme, gelde sevme la :)

    Ilginctir..ben yine herzamanki "bu dizi mutlaka güzeldir, mutlaka benim hosuma gidecek bir dizidir, mutlaka bir gün baslayip en basindan izlemeliyim" dedigim diziler listesine aldim bunu...ve bir aksam esimle oturup izledik (ayakta rahat olmuyo):P Ilk yarim saatinden sonra esimi pek acmadi, sonra devam ederiz diye biraktik yarida (hep sasarim, erkek olmasina ragmen vurdulu kirdili, 'eksin' filmleri pek de fazla sevmez, hayret):)
    Ben icimden 'ben sonra bakarim buna tek basimayken' dedim tabii:) Bir ara bakicam, kesin kafama koydum, ama bakilacak öyle cok sey var ki, nezaman bakicam bakalim.... bakicam artik:D

    O meclisteki zat-i muhteremler, elestirici heyet-i umumiyet, Hollywood'un polisiye filmlerine agizlarinin suyu aka aka bakiyorlar ama dimi? Sürekli agizlarinda küfür olan Robert de Niro'lari, Bruce willis'leri ayakta alkisliyorlar di mi? Hey gidi hey... ama dogru, burasi Türkiye, herzaman bunu bize en basta onlar hatirlatiyor zaten, "sagolsunlar"

    Bak Cem Yilmaz'in su kisa videosunu mutlaka izlemelisin (izlemissindir muhtemelen) , ama bu konuyla cok alakali cünkü, tam da bunlardan bahsediyor. Cok dogru ve cok keyifli. Kesinlikle katiliyorum kendisine, hatta ben onu yerim la :P

    http://www.youtube.com/watch?v=euupky6zsss (özellikle 2:00 den sonra):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurtlar Vadisi'ni izledin mi bilmiyorum ama ilk zamanlarında çok sözü ediliyordu, şöyle bir bakayım dedim. İnanamadım gördüklerime! Bir adamı kılıçtan geçirdiler resmen! Bir daha da bakmadım zaten.

      Bak ben sana izle diyorsam sen izle, ben sen, sen ben biliyorsun:-)
      Cem Yılmaz'a bakacağım şimdi.
      O da ne yaparsa güzel yapar zaten..

      Sil
  5. Bitmesin lütfen bitmesin diye ağlayacağım yakında RTÜK kapılarında.
    Önce gidip kimin eli kimin cebindeki tecavüzlü/birbirlerinin karısına kızına yeğnine sarkan dizileri kaldırsınlar. Çok sinirleniyorum ya. Millet takınca takıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. RTÜK'e yazın siz de..
      Bakalım sonuç ne olacak..

      Sil
  6. ayser kuzum29.05.2012 12:59

    Nuraycım enfes bir yazı olmuş ellerine sağlık, Behzt Ç. mükemmel bir dizi inan özgürle soluksuz izliyoruz, inan bazen pazarı iple çekiyoruz, hemde ertesi gün pazartesi olmasına ragmen:)))) Dokunmayın LA BEHZAT Ç. YE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim kuzencim.
      Geçtiğimiz bölüm mükemmeldi gerçekten.
      Bu arada Hayaletimize de dokunmasınlar lütfen!!

      Sil
  7. İlk izlediğimde garip gelmişti ama zamanla doğallığı hoşuma gitti.İyidir Behzat,abuk onca diziye rağmen farkı farkedilmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahzat Ç farklıdır. Farkı farkedenler de farklıdır:-)

      Sil
  8. Biliyor musun, esime senin bu yazindan bahsettim, birlikte okuduk ve simdi diziyi izlemeye basladik tam gaz. 4.bölümdeyiz henüz ama yavas yavas ilerliyoruz...cok keyifli:)

    YanıtlaSil
  9. Umarım izledikçe daha çok seversiniz:-)

    YanıtlaSil
  10. 'Kadınların bayılacağı bir erkek tipi değil ama niyeyse tüm kadınlar bayılıyor ona:-)'

    İşte buna tam anlamıyla katılıyorum :))
    Harika bir yazı olmuş, keyifle okudum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadınlar bir sebepten kendilerini mutsuz edecek erkekleri seçiyorlar..
      Behzat bu seçimin karşılığı..

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...